Beslenme Programı

SHRED tekniğinde 2. hafta 4. gün

  1.   öğün
  • 1 adet meyve (armut, greyfurt veya portakal)
  • Aşağıdakilerden birini seçin. Mümkünse her sabah aynı kah­valtıyı etmeyin.

1 adet yüzde 100 tam tahıl ekmeği veya yüzde 100 tam buğday ekmeğine yapılmış peynirli sandviç 1 küçük kâse yulaf ezmesi

Yumurta akından sebzeli omlet (en fazla 2 yumurta akından)

1  küçük kâse şekersiz mısır gevreği (yağsız veya yüzde 1 yağlı sütle)

2  adet pancake ve 2 dilim hindi jambon (pancake’ler bir CD büyüklüğünü geçmemeli)

1 küçük kâse İrmik (sıcak Ankara Masaj la ıslatılmış)

1 bardak meyve suyu, (greyfurt, elma, portakal, havuç, armut, domates, vs.) ama konsantre olmamalı

  1.   atıştırma
  2.   öğün
  • 1 meyveli smoothle veya 1 protein shake (250 kaloriyi aşma- malı ve şeker İlavesi İçermemeli!)
  • 1 adet meyve veya 1 porsiyon sebze
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin:

1 kutu 330 mİ. diyet gazoz

1 bardak Masaj Ankara

Sınırsız saf su (mineralli veya değil)

1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)

1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir çay çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tat­landırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü

  1.   atıştırma
  • 150 kalori veya daha az
  1.   öğün
  • Aşağıdakllerden birini seçin. Seçiminiz 250 kaloriyi aşmamalı ve şeker ilavesi içermemeli.

1 meyveli smoothie 1 protein shake

1 kâse çorba (patates, krema ve et yok), iyi seçenekler; sebze, mercimek, bezelye, domates çorbası vs. Sodyum içeriğine dikkat edin!

  • 1 adet meyve veya 1 porsiyon sebze
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin. 2. öğündekinden farklı bir içecek seçin.

1 kutu 330 mİ. diyet Ankara Masaj Salonları

1 bardak limonata

Sınırsız saf su (mineralli veya değil)

1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)

1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir çay çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tat­landırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü

  1.   atıştırma
  • 100 kalori veya daha az
  1.   öğün
  • Aşağıdakilerden birini seçin:

140 gr. yağsız kırmızı et (kızartılmamış)

140 gr. tavuk (derişiz, kızartılmamış)

140 gr. balık (kızartılmamış)

140 gr. hindi (derişiz, kızartılmamış)

1 kâse spagetti ve 4 adet köfte

(140 gr. yaklaşık olarak 1,5 iskambil destesi büyüklüğün- dedir)

  • 1 porsiyon sebze
  • 1 adet haşlanmış yerelması
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin. 2. ve 3. öğündekiierden farklı bir içecek seçmeye çalışın.

1 kutu 330 mİ. diyet gazoz

1 bardak limonata

Sınırsız saf su (mineralli veya değil)

1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)

1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir Masaj salonu Ankara çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tat­landırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü

Egzersiz

  • Dinlenme günü. Ama içinizden bir şeyler yapmak geliyorsa, gidin ve yapın. Yaptığınız her egzersizle daha çok kalori yakar ve hedefinize biraz daha yaklaşırsınız. Belki de sportif bir oyun oynarsınız, hiç hissetmeden kalori yakmak için eğlenceli bir yol olabilir.

Vastus İrıtermedius

Vastus İrıtermedius

Vastus irıtermedius kası, rektus femorisin altında gizlenmiş olarak uzanır ve boyut olarak ona eşittir. Dizin aşırı kullanımı, vastus intermediustaki tetik noktaların esas sebebidir. Çok faz­la tırmanmak veya spor salonunda kuadların aşırı egzersizi, genellikle bu kasta sorun yaratır.

Vastus intermediustaki tetik noktalardan gelen ağrı, karakteristik olarak uyluğun ortasında hissedilir, tetik noktadan aşağıya yayılır ve saçılır, ara sıra dize kadar iner (Şekil 9.15). Yürüdü­ğünüzde ağrı artar ve merdiven çıktığınızda çarpıcı biçimde artar. Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalktığınızda dizinizi doğrultmakta zorlanabilirsiniz. Dizdeki sertlik, topallamanıza ne­den olabilir. Vastus intermedius tetik noktaları, baldırdaki üst gastroknemiustakilerle birlikte uyarmadan burkulmaya yetecek kadar zayıflatabilir.

Rektus femoris tarafından tamamen kaplandığından özellikle de bütün kuadriceps başları, normalde aynı anda kasıldığından vastus intermediusun yerini yalıtılmış kasılma ile belirlemek zordur. Vastus intermedius tetik noktalarına rektus femmoris üzerinden masaj yapmak zorunda kalacaksınız. Ağrı şablonu, tetik noktaların var olup olmadıklarını belli edecektir. En iyi araç des­teklenmiş parmaklar veya çift başparmaktır (Şekil 9.16). Thera Cane de iyi iş görür. Duvara karşı bir tenis topu gerçekten yeterince derine inmez ama bir Lacrosse topu inebilir.
Vastus İntermedius Masajı

Kasıktan aşağıda üçte birlik mesafede uyluğun ön tarafını arayın. Düğüm, yaklaşık küçük bir bozuk para kadar ve uylukta rektus femorisin 1 numaralı tetik noktasından birazcık daha aşağıda olacaktır (Şekil 9.10). Eğer kaslar gevşekse ve kasların yerini yeterince iyi biliyorsanız bazen vastus intermediusa ulaşmak için rektus femorisi kenara itmek mümkün olabilir.

KLASİK MASAJIN ORGANİZMAYA ETKİLERİ

KLASİK MASAJIN ORGANİZMAYA ETKİLERİ

Masajın organizmaya etkileri beklentiler ve gerçekler arasında sıkışmış gibidir.

Örneğin bir Hintli için Ayurveda masajından beklenen iyilikler neredeyse sonsuzdur. Ona göre masaj; yaşlanmayı geciktirici, yorgunluğu azaltıcı, bedeni güçlendirici, deriyi sağ¬lamlaştırıcı, görmeyi geliştirici, uykusuzluğu giderici,
hastalıklara karşı direnci artırıcı
ve hatta hayatı uzatıcıdır.
Düşünsel de olsa sadece bu beklentiler bile insanın kendisi¬ni iyi hissetmesine yetebilir.

Masajın organizma üzerindeki “gerçek” etkilerinin ne olduğu ise halen araştırılmakta ve tartışmaktadır. Örneğin masajın vücut sistemlerini özellikle dolaşım sistemini olumlu etkilediği yaygın olarak kabul görmesine karşın bazı araştırmacılar masajın sanıldığı gibi kan dolaşımını hızlandırmadığını öne sürmüşlerdir.
Ancak her durumda masajın organizma üzerinde şu veya bu şekilde bir etki yarattığı ortadadır.
Masajın organizma üzerinde fiziksel (mekanik), fizyolojik ve psikolojik etkileri olduğu söylenebilir.

VI. l. FİZİKSEL / MEKANİK ETKİ

Fiziksel tıp, masaj ve egzersizi mekanik tedavi içinde sayar.
Masaj manipülasyonları mekanik olarak yumuşak dokuları ve iç organları etkiler. Deri ve kas dokusu gibi üstteki dokuların yanı sıra damarlar, akciğerler, kalınbağırsaklar ve kalp masajın mekanik uyarısına tepki verirler.

Deri:

Deri esneme yeteneği olan bir organdır. Sağlıklı bir deri tutu¬lup kaldırıldığında kolayca esner.
Masaj hareketleri mekanik olarak derinin esnemesini dolayı¬sıyla bu doğal yapısını korumasını sağlar. Bazen deriye yapılan rolling (deri yürütme) hareketiyle deri esnekliği özellikle artırılmaya çalışılır.

Selülit, selüloit ya da tıptaki adıyla hidrolipodistrofi, deri al¬tı tabakadaki yapışıklıkla müstesnadır. Deri iki parmak arasında tutulup çekildiğinde esnemez ve ağrılıdır. Sıkıştırıldığında portakal kabuğu görünümü olur. Kadınlarda daha sık görülmesi nedeniyle hormonsal nedenlerle ilgili olduğu düşünülür. Ancak genetik faktör¬lerin ve bazı hastalıkların selülite yol açtığı da sanılmaktadır.

Selülit tedavisinde masajın mekanik etkisi ön planda tutulur. Bunun için deriyi sıvazlama, esnetme, çekerek kaldırma v.b gibi manipülasyonlardan yararlanılır.
Ancak masajın fiziksel / mekanik etkisi her zaman olumlu olmayabilir. En sık karşılaşılan sorunlar deri üzerinde ve bazen de dokular da gözlenir. Örneğin masaj sırasında yetersiz yağ kulla¬nılması kıl dibi enfeksiyonlarına (folliculitis) yol açabilir.
Diğer yandan derinin bazı özel durumlarına dikkat etmek gerekir. Alçıdan yeni çıkmış dokularda deri beslenmesi zayıftır. Üstteki ölü deri tabakası katmanı oluşmuştur. Masaj sırasında bu haldeki deri dokusunun yaralanmaması için baskı ve basınçlar daha nazik yapılır.
Aynı şekilde yanıklardan sonra yeterli skar dokusu gelişme¬den dikkatsizce yapılan masaj deri tahrişine ve doku hasarına yol açabilir.

Kas tonusu:

Tonus sağlıklı bir insanın iskelet kaslarındaki olağan gergin¬liktir. Kas tonusu omurilikten çıkan sinirsel uyarımlar ile sağlanır.
Masaj mekanik olarak kas tonusunu etkiler.

KLASİK MASAJIN ORGANİZMAYA ETKİLERİ

Normal olarak hareket anında kas tonusu artar. Yine kızgın¬lık, korku ve ağrı gibi içsel etkenler de tonusu arttırır. Ancak bazı hastalıklarda sinir-kas bağlantısının zarar görmesi nedeniyle tonusta azalma (hipotonus) olabilir.

Kas tonusu bazı koruyucu mekanizmalarla emniyete alın¬mıştır. Kas iğciği ve golgi tendon organı denilen duyu cisimcikleri kas yapının gerginliğini kontrol ederler. Kas iğciği kas liflerinin durumunu, golgi tendon organı ise kasın kemiğe yapışma yerin¬deki (tendon) gerilimleri algılar.
Mekanik etki yumuşak dokulardan başlar.
Masaj sırasında kas ve tendonların fiziksel olarak baskılan- ması, yoğrulması, sıvazlanması bu duyu cisimciklerini uyarır.
Uzmanlara göre masaj tonusu artmış kasların gerilimini azal-tırken; tonus azalması olan kaslarda tonus artışı sağlar. Örneğin kas kramplarında görülen tonus artışı öfloraj ve vibrasyonun me¬kanik etkisi ile kolayca çözülebilir.
Yorgunluk nedeniyle gerilimi artmış bacak kaslarını rahat¬latmaya yönelik olarak kullanılan ayak vibratörleri de bu anlamda yararlıdır.
Ustaca yapılan bir klasik masaj, ven ve lenf dolaşımını hız-landırarak kas lifleri arasındaki yapışıklıkları çözer.
Masajda kullanılan darbeleme hareketlerinin yarattığı fizik- sel-mekanik etkiye kassal cevap tonus artışı şeklindedir. Bu özel¬liklerinden dolayı darbelemeler sportif aktivite öncesindeki hazırlık masajında tercih edilir.

Masaj manipulasyonları içinde kaslara en etkili germe ve esnetmeyi sağlayanı yoğurma (petrisaj) hareketidir. Yoğurma ve sıvazlama hareketlerinin her ikisi de dolaşım sistemi üzerinde me¬kanik olarak bir tür sağma yaparlar.
Akut yaralanmalardan sonra masaj yapılmaz. Çünkü masa¬jın mekanik etkisi yaralanmanın şiddetini artırır.
Yine aşırı su kaybetmiş kaslar üzerine yapılacak bir masaj mekanik olarak hassasiyet ve hoşnutsuzluk yaratabilir.

Toplardamar sistemi:

Anatomik olarak kaslar içinde uzanan toplardamar sistemi masajdan mekanik olarak etkilenir. Özellikle öfloraj, petrisaj ve kompresyon gibi hareketler ven ve lenf damarlarına bir anlamda “pompalama” yaparak toplardamar dolaşımını hızlandırır. Kas lifleri yönünde ve kalbe doğru yapılan manipülasyonlar ile kanın kalbe dönüşü kolaylaştırılabilir.

İç organlar üzerine mekanik etki:

Postüral drenaj masajı diye bilinen tedavi masajında dar- belemelerin akciğerler üzerine mekanik etkisinden yararlanılır. Sırta göğüs kafesi üzerine yapılan clappingler ile akciğerlerdeki mukusun çözülmesi ve öksürükle dışarı atılması istenir.
Doğrudan kalın bağırsakları hedefleyen kolon masajının beklenen mekanik etkisi bağırsak hareketlerini hızlandırmaktır. Bu anlamda bağırsak anatomisi izlenerek yapılır. Bağırsak peristaljisinin artması kabızlık, gaz gibi şikâyetleri azaltır.
Klasik masajla bir ilgisi olmamakla beraber dışardan vücuda uygulanan mekanik etkiye örnek olarak kalp masajı da anımsana- bilir. İlkyardımda kalbin durması halinde uygulanan kalp masajında kalp üzerine yapılan baskılama ile mekanik bir uyarı oluşturularak kalbin yeniden çalıştırılması amaçlanır. Çalışan bir kalp üzerine böyle bir baskı yapmak ise tehlikeli olabilir.

AFYON İLİ ŞİFALI SULARI

AFYON İLİ ŞİFALI SULARI
Afyon ilimiz, kaplıca açısından belki de, ülkemizin en zengin ili sayılır. İl sınırla¬rı içinde tanınmış pek çok kaplıca vardır. Bu nedenle Afyon ilimize, “kaplıca ili” demek daha yerinde olur.

AFYONKARAHİSAR (KIZILAY) MADENSUYU:
Sıcaklık 16°C
Afyon iline 22 km. uzaklıkta, denizden 1000 m. yükseklikte, tren yolu üzerinde, et¬rafı tepelerle çevrili bir yamaçtan kaynar. Bu suların, tarihten önceki çağlarda bile kul¬lanıldığı, Romalılar döneminde büyük bir gelişme gösterdiği yapılan kazılardan anlaşıl-mıştır. Eskilerin, “ekşisu” olarak niteledikleri madensuyunun ilk analizi, Padişah Abdül- hamid’in emriyle 1903 yılında, Mektebi Tıbbiye-i Şahane Muallimlerinden Kimyager Ali Rıza Bey tarafından yapılmıştır.
Kaynağın ilk işletme hakkı, Şişli Etfal Hastanesi’ne verilmiş, daha sonra da, 1926 yılında Kızılay Kurumu’na devredilmiş olup, halen işletme bu kurum tarafından sürdü¬rülmektedir. Kızılay Madensuyu, 1900 Paris, 1932 Londra sergilerinde altın madalya ka¬zanmıştır.
Uzmanların görüşüne göre bu sular, yerin dibinden gelen sulardandır. Ankara masaj’daki kaynak suların tümünün, sıcak olduğu hal¬de, bu suyun soğuk oluşunun nedeni, kay¬naktan ayrılarak, daha uzun yollardan do¬laşıp gelmesindendir.
Suyun soğuması, değerinden hiçbir şey yitirmez. Saf sodyum bikarbonatlı gazlı sulardandır. A-B-C adlı üç kaynaktan faydalanılmaktadır. Kaynakların kaptajı, örnek bir düzeydedir. Dışardan yabancı suların karışması önlenmiştir. Suların bulunduğu alan birkaç kilometre geniş¬likte olup, çalışmalarla yedi kaynaktan elde edilen maden suyunun toplam debi¬si, 24 saatte 90 ton, yıllık üretim ise yak¬laşık 70 milyon şişedir. (Ana Britanica Ansiklopedisi cilt I s. 159) Ayrıca, kay¬nak sızıntısının toprak üstünde bıraktığı sodyum bikarbonat tuzları da, çamaşır sodası üretiminde ve çinicilik sanayiinde kul¬lanılır.
Afyonkarahisar (Kızılay) Madensuyu, sağlığa yararlı doğal sular grubundandır. Bikarbonatlı ve bol gazlı olan özelliği nedeniyle, mide, karaciğer, safra yolları, barsak hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Midenin boşalmasını, sindirimin kolaylaşmasını sağlar.
Afyon kökenli birçok şair ve yazar, bu emsalsiz suyu konu alan dizeler kaleme al¬mışlar. Bunlardan, Osman Çizmeciler’in iki dörtlüğünü sunuyoruz:
Şöhreti var tarifi boyu Ona tutkun her sağduyu ‘En üstündür ve en iyi ‘Karafıisar Madensuyu
‘yemiş o [san bir (çuzuyu İç 6u sudan, yat da uyu hazmettirir uyku boyu ‘Karafıisar Madensuyu

GAZLIGÖL KAPLICALARI:

Sıcaklık 45°C
Afyon’a 21 km. uzakta, Afyon-Eskişehir demiryolu üzerinde, Hamam köy ündedir. Bu yöre, denizden 1045 metre yüksektir. Gazlıgö Kaplıcasının çok eski tarihten beri iş¬letildiği saptanmıştır. Gazlıgöl Kaplıcalarında halen dört hamam faaliyettedir. Bunların en eskisi, adından da an¬laşıldı.’ üzeı Eskiha-
mam’dır. Roma dönemi .i.
görünümlü yapısı vardır. Günde 39 ton su verimli olan bu su, 47 derece sı¬caklıktadır. Yüksek rad- yoaktivitelidir. Çok bü¬yük rağbet görür. Kaplı¬canın suyu, 1.30 metre derinliğinde bir havuzda toplanır.
kıııc olarak, ağrılı Ifcffi-¿¿¡HM|
midelere, karaciğer, saf-
. ,,
ra kesesi, mesane yolları
böbrek taşları düşürül¬mesinde üstün etkileriy- Gazlıgöl’de Modern Kaplıca le şifa sağlar. Kalbin ça¬lışması ve damar sertli¬ğinin giderilmesinde görülen faydalan yanında, aynca tansiyon düşürücü nitelikleriyle de ünlüdür.
Yenihamam, 45-46 derece sıcaklıktadır. Hamama gelen sular, 30 metre yakından kaynar. Son yıllarda, Afyon Belediyesi’nin biri erkekler, diğeri de kadınlar için yaptırdı¬ğı modem iki hamam ise, bu sulann niteliğindeki yeni kaynaklardan oluşuyor. Bu iki banyo binası da, modem kaplıca tasanmına uygun olarak yapılmıştır. Toplam 225 yatak¬lı Gazlıgöl Kaplıcası, içme olarak kullanıldığı gibi, banyo olarak da her çeşit romatizma, nevralji, böbrek ve safra kesesinin düşürülmesinde, bağırsak spazmlarının tedavisinde et¬ki sağlayan bir şifa hamamıdır.
Gazlıgöl Kaplıcası, fazla miktarda serbest asit karbonik ihtiva eden saf kalevi kay¬naklar grubundandır. Bu niteliği nedeniyle, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde banyo şeklinde kullanılan en ideal bir su olarak kabul edilir. Avrupa’da Bilin, Vichy (Vi- şi) kaynaklarında daha az serbst karbondioksit bulunduğu halde, Gazlıgöl Kaplıcaların¬da bu miktar daha fazla olarak saptanmıştır. Bu niteliği nedeniyle Gazlıgöl suları, dün¬yada rakipsiz ve tektir.
Uzmanlar Afyonkarahisar Madensuyu ile, komşu olan Gazlıgöl Kaplıca sularının nitelik açısından hemen hemen aynı olduğu sonucuna varmışlardır. Ancak, şifa etkisi ba¬kımından sıcak suyu içmenin, daha yararlı olduğunu önermişlerdir.

Gazlıgöl Kaplıcası’nın, dillerde dolaşan bir de söylencesi var. Söylenceye göre, Frikya Kralı Midas’ın güzeller güzeli kızı hastalanır. Hastalığına bir çare bulunamayan kız, kendini dağlara atar. Vücudunda çıkan yaraların kokusundan vahşi hayvanlar bile ürküp kaçar. Günlerden bir gün, sıcak bir su kenarına gelir. Bu su ile yıkadığı vücudun¬daki yaralar, kısa zamanda şifa bulup iyileşir. Kızı gözetleyen Kral Midas’ın adamları, durumu, kendisine bildirirler. Kral, kızının iyileştiğine çok sevinir ve hemen sıcak suyun başında bazı tesisler yaptırır…( )
Gazlıgöl’de, hamamlarda kullanılan suların dışında, ayrıca sızıntı olarak birçok yerden sıcak su kaynar. Uyuzpınarı, adı verilen kaynak, bir kaya çatlağından 44 dere¬ce sıcaklıkta çıkar. Günlük verimi 30 ton kadardır. Çobanpınarı, hamamlarla istasyon arasında, kayalardan kaynar. Sıcaklığı 39 derecedir. Günlük verimi 25 ton civarında¬dır.
Tren ve karayolu ulaşımında kolaylık sağlayan, bunun yanı sıra, bütün yıl boyu açık bulunan Gazlıgöl Kaplıcası, onbinlerce kişinin konaklayıp kaldığı tanınmış bir şifa merkezidir.
Gazlıgöl Kaplıcası’m konu alan birçok şiir ve yazı vardır. Bunlardan üç dörtlük alı¬yoruz.
tHiçbir derdin yokşa biie “yönet şöyle bizim ite Ünü vardır ditden dite Çiklet dostum Çaztıgöt’e
‘Taşın fcumun varsa eğer 9viide, böbrek^ karaciğer IÇurtutursun birer birer iVersin, dünya varmış meğer
%atma öyle pek.bigane Şifa Oiaktan, su bahane ‘Yeryüzünde iki tane Çıkagel dostum Çaztıgöt’e

Metabolizma Değişimi

Travmalar Metabolizmayı Değişime Uğratır

İç okyanusun rengi, berrak. Sağlıklı, neşeli, keyifli, iyi şeyler dü¬şünürken, bu normal rengini koruyor. Üzülünce kahverengi, mor, siyah, bulanık hâle geliyor. Basit bir şeye üzüldük diyelim. Trav¬maya karşı cevap. Travma (yangın, deprem, grizu, tsunami, ameli¬yat, kanama, korku, üzüntü) her ne olursa olsun, anında böbreküs- tünden adrenalin hormonları salgılanır. Vücut “Tehlike var!” sinya¬li almıştır. Ortada ciddi bir durum yokken, vücut anormal bir koru¬ma hazırlığının içine girmiştir. Gerçek bir tehlike yokken, alarm du¬rumuna geçmektedir. Sanal düşmanlara karşı organizma, gereksiz yere tepki verip yorulmaktadır. Belki fark etmeyeceksin ama binler¬ce kimyasal tepkime cereyan edecektir. Sadece hücre, iç dinamikler mi değişiyor?
Gülümseyen bir insan bir topluma, bir salona girdiğinde güneş doğarmış.

Yüzümüz hemen kendini ele veriyor. Kızarmış, terli, kırışık, anla¬mı değişik ifadeler yüzümüze oturuyor.
Moralin en bozuk olduğu zamanda bile yüzünden gülümseme¬ler eksik olmasın… İnsanlar gülümsemene her an âşık olabilirler.
İşte bundan. Yüz, ruhun aynasıdır. Üzgün, endişeli, kızgın, neşe¬li, mutlu.
Suyun rengi sararınca, kararınca, morarınca her şeyin rengi deği¬şecektir. İlk dakikalar aslında iyi gelmektedir. Şahsın ağrı eşiği yük¬selir. Kasları sertleşir. Beden dikleşir. Dikkat artar. Refleksler canla¬nır. Kişi kendine gelir. Canlanır. Kısaca uyanır. Savaş için hazırdır. Dokulara fazla kan ve oksijen göndermek için kalbin çalışması hız¬lanır. Solunum, kalp ve nabız sayısı artar. Tansiyon yükselir. Kişi ge¬rilmiş bir yay gibidir. Bu durum yüze de yansır. Yüz kızarmış, yum¬ruklar sıkılmıştır. Bacak açılmış, yere sağlam basılmıştır. Her an sal¬dırıya hazır bir şekilde hafif öne eğilen vücut savaşa hazırdır. Tüm adaleler kasılmış, titreyerek ağzından köpükler, salyalar salgılayarak, tükürük saçarak nara atmaya, bağırmaya hazır bir beden. Ses tonu, nefes alma değişmiştir. Bu durumdaki fotoğrafını sakin hâlinde sey- retsen inanamazsın. Kendini tanıyamazsın. “Bana benziyor ama ben değilim, ben olamam.” diyerek inkâr bile edebilirsin.
100 trilyon hücre anormal bir ekstra mesai yapmaktadır. Aşırı bir enerji tüketimi mevcuttur. Vücut stokları kanda, kasta tükenmiş, karaciğerin glikojen depolan boşalmıştır. Hormonlar; glukagon, in- sülin, kortizon anormal bir çaba içindedir. Vücut suyu çoktan ber¬rak rengini yitirmiş ve morarmış, kızarmış, kararmıştır. Tehlike var¬sa, travma varsa, korku, endişe, ameliyat, yangın, deprem, savaş var¬sa bu durum iyidir. Dağ devirmeye hazırsın ama fol yok, yumurta yokken, sulh ve esenlik varken, sabır enerjisini lüzumsuz sarf etmek! Durup dururken, enerji tüketmek! Basit şeylere kin, kızgınlık, endi¬şe ve nefretle bu zulmü, bu vücuda niye yaşattık o zaman? Eğer bu alışkanlık bizim karakterimiz olmuşsa, o zaman bu mezalim anbean, durmadan yaşamyor demektir.
Üzülünce biyokimyasal bir banyoda yıkanıyoruz. Kana aniden bir sürü yabancı madde, kimyasal zehir karışıyor. Sabır kuvvetinin yanlış kullanılması da bu demek aslında. Durup dururken vücut kim¬yasal bir sabunla yıkanıyor. Şampuan kimyasal ise bakalım sonuç ne olacak? Zehirlenme, asit, toksin ile yıkanma. Acıyı bal eyleme, ağu yutma. Kısacası hapı yutma. Sonuç: Rahatsızlık, hastalık, biyolojik ahengin yitimi. Bunu anlamak için suyu hatırlayalım. Travma. Trav¬ma ne olursa olsun, travmaya karşı metabolik, endokrin ve biyokim¬yasal, sinirsel bir cevap veriyor organizma. Ağır savaş sonu fatura¬sı ile bizi karşı karşıya bırakıyor. Hele bir de karakterimiz olmuşsa olumsuz duygular… Vücudumuza hastalıkların tutunması, yer tut¬ma çabaları. O zaman içimizdeki enerjiyi onlara da sunmaya başla¬mışız demektir.

Bazı Mikrobik Hastalıklar

Bazı Mikrobik Hastalıklar

Grip (influenza) akut bulaşıcı bir hastalıktır. Üst solunum yollarını tutar. Mikroplar üst solunum yollarında yerleşerek çoğalırlar. Hastalık kişisel temasla, spor salonlarında, stadyumlarda, okullarda, otobüslerde kalabalıklarda yayılır. Kuluçka süresi 1-3 gündür. Hastayı 10 gün süreyle halsiz ve bitkin bırakır. Bu nedenle “paçavra hastalığı” olarak da bilinir.

Nezle, grip salgın olarak görülen enfeksiyonlardır.
17. yüzyıldan bugüne kadar Dünyada olan 9 büyük grip salgını (epidemi) 20 milyon insanın ölümüne yol açmıştır.100
Gribin tedavisinde bir, iki hafta yatak istirahatı, sulu diyet, C vitamini yönünden zengin meyve sebze tüketmek yeterli olabilir. Ancak bazen hekimin önereceği antibiyotik türü ilaçlar kullanılır.
Son yıllarda birçok insan ve özellikle sporcular gripten korunmak amacıyla aşı yaptırmaktadır. Ancak hastalık oluşturan virüs tiplerinin değişmesi nedeniyle her zaman etkili olmamaktadır.

Sarılık / Hepatit

Hepatit hastalığı toplum sağlığı açısından gerçek bir tehlikedir. Enfeksiyöz epidemik hepatit (hepatit A) ve serum hepatit (hepatit B) olmak üzere iki tip sarılık vardır.

Hepatit A, sonbahar kış aylarında artış gösterir. İyi yıkanmamış meyve sebzeler yoluyla veya açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmesiyle halinde “virüs A” vücuda girer. Sarılık mikropları karaciğer dokusunda hasar yapar. Safra pigmentlerinin kanda çoğalması ile önce gözlerde daha sonra deri ve mukozalarda sarımsı bir renk ortaya çıkar. Bu renk nedeniyle hepatit hastalığı sarılık diye de anılır.

İştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, baş ağrısı ve ateşlenme olur. Hastalığın teşhisi karaciğer Ankara Masaj testleriyle konulur.

Hastalar uzun süreli aktivitelerden uzak tutulurlar. Yatak istirahatı, karaciğeri güçlendirecek bol tatlılı bir diyet programı ile B ve C Ankara Masaj Salonları takviyesi sağlanır.
Hepatit A hastalığının kronikleşme riski yoktur.
Hepatit B, virüsünün taşıyıcılık oranı Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde % 2’nin altındadır. Buna karşın bazı Asya ülkelerinde bu oran % 70’e ulaşır. Gelişmemiş ülkelerde yoğunlaşmış olarak dünyada 350 milyon insan hepatit B mikrobu taşıyıcısıdır. Ne yazık ki bunlardan bir kısmı hastalığın karaciğer kanserine dönüşmesiyle yaşamını yitirmektedir.

Ülkemizde Güneydoğu Anadolu bölgesinde hepatit B virüsü taşıyıcılık oranı %10’nun üzerindedir.
Bununla beraber Avrupa ve Amerika’da sağlık çalışanları için hepatit B, en önemli meslek hastalığı kabul edilir. Özellikle cerrahlar riskli grubun başında yer alır.

Hepatit B mikrobu birçok yolla bulaşır. Kan verme, kirli enjektör kullanma, akupunktur veya dövme yaptırma, jilet gibi traş malzemelerini, diş fırçalarını ortak kullanma, kan ve vücut sıvılar ile kirlenmiş havlu kullanma ya da cinsel yolla organ sıvılarından bulaşma olur. Diğer yandan doğum sırasında anneden bebeğe bulaşma ya da anne sütünden geçme olasılığı vardır. (Perlnatal bulaşma).

Korunmada, kişilerin bilgilendirilmesi önde gelir. Aşılama yapılır. Özellikle yeni doğanın hemen aşılanması gerekir. Çünkü bu dönemde alınan hepatit B mikrobuyla hastalığın kronikleşme riski % 90’dır. Risk grubu oluşturanlar aşılanmalıdır.

Ankara Masaj Salonları şartlarına uyulması gerekir. Kan ve vücut salgılarının bulaştığı giysiler ve eşyalar arındırılır.

Belirti vermeyen yani taşıyıcı denen (portör) kişiler saptanarak hastalığı diğer insanlara bulaştırmamaları konusunda bilinçlendirilir.

ilaç sanayi insanlığın hizmetinde olmasına karşın üzerinden kuşku bulutları eksik olmamıştır.

Tetanos
Tetanos, yaralanmalarda, doku arasına giren “Clostridium tetani” eksotoksini ile oluşur. Mikrobun vücuda yayılma süresi 5-15 gün arasındadır. Mikrobun yayılma süresi ne kadar kısa olursa hastalık o kadar ciddi gelişir.

Yara tetanosu ve cerrahi tetanos olarak başlıca iki şekilde görülür.
Yara tetanosuna yol açan basiller, daha çok toprakta, çayır ve otlaklarda bulunur. Mikrobun vücuda girmesi trafik kazaları, iş kazaları, kesici delici yaralanmalar sonucu deri veya mukozadaki bir kanama noktasından olur.

Cerrahi tetanos ise hastanelerde yetersiz sterilizasyon nedeniyle ameliyatlar sonrasında görülür.

Hastalığa tanı koymak laboratuar bulgularıyla mümkündür. Merkezi sinir sistemini etkileyen mikrop, salgıladığı zehirle kaslarda ağrılı spazm ve kramplara yol açar.
Bazı olgularda ilk 24 saatte kasılmalar, yüksek ateş, yüksek tansiyon, kalp ritm bozukluğu ve iştahsızlık oluşur. Tetanos mikrobunun yerleştiği odak çevresinde ağrı vardır. Ciddi olgular da hasta 24-48 saat içinde kaybedilebilir.

Ülkemizde yaralanma sonrası tetanos görülme oranı % 45’tir. Tetanostan korunmak için aşılanma şarttır.

AIDS

Çağımızın belası sayılan AIDS hastalığı; HIV (insan immün yetersizlik virüsü) ile oluşur. Hastalık kan yoluyla ve cinsel yolla yayılır.

Bu hastalıktan korunma yolunda şu önerileri sunmuştur.54
Kan veya kan içeren vücut sıvıları ile temas halinde cilt sabun ve sıcak su ile hemen temizlenmelidir. Sabun ve sıcak su yoksa antiseptik solüsyonlar kullanılabilir.

Kan dokusuna çıplak elle dokunulmamalıdır.

İlkyardım yapan sağlık görevlileri için el yıkamak yeterli ol-mayabilir; su geçirmez lâteks eldiven kullanılmalıdır. Eldiven çıka-rıldıktan sonra eller yine yıkanmalıdır.

Kan ya da kan içeren sıvı ile kirlenmiş eşya ve giyecekler iyice temizlenmelidir. Eşyalar 1/10 oranında hazırlanmış hipokloritle (çamaşır suyu) temizlenmelidir.

Kişiler ilk yardım ve acil bakım konusunda eğitilmelidir. Açık yaraların bakımını yapmak üzere bir sağlık çantası hazır bulundu-rulmalıdır.

Özellikle direk vücut temasının olduğu spor dallarında cilt yaralanmaları hemen temizlenip kapatılmalıdır. Ancak kanama durmamış ise sporcu oyundan alınır.

Tükürükle HIV bulaşması olmaz, ancak ağız içi yaralar varsa bulaşma gerçekleşebilir. Kalp masajı ve suni solunumla ilkyardım yapacaklar için ambu ve ağız içi hava yolu gereçleri hazır tutulmalıdır.

Not:
Masöz ya da partner bir enfeksiyon hastalığı geçiriyorsa, masaj yapılmaz.
Masözler kan ve vücut sıvılarıyla bulaşan hastalıklara karşı bilgilenmeli ve kendilerini korumalıdırlar.
Bulaşıcı hastalıkları olan kişilerin başkalarına zarar vermemek için gösterecekleri özen insanlığın gereğidir.

Daha Büyük Bir Ağ Atmak

Daha Büyük Bir Ağ Atmak

Bu kitap, bir doktor tarafından yazılmalıydı. Beyaz önlüklü gerçek bir uzman ve yılların de­neyimi ve tıp dergilerinde yayınlanan makalelerin sonucu olmalıydı. Bu kitabın başında adı­mın önünde Dr. kısaltması olsaydı bu bölümü yazmak zorunda kalmazdım. Bu bölüm, be­nim ağrı konusunda söylediklerime niye güvenmeniz gerektiği ve benim yöntemimi denemek için inançsızlığınızı askıya almanız için yazılmıştır. Benim yöntemimin sizin için iyi olup ol­madığını en iyi deneyerek anlayabilirsiniz. Denemek, yöntemimin başarısını değerlendirece­ğiniz en iyi yoldur.

Kendimi ağrıların giderilmesi konusunda otorite ilan etmiyorum. Travell ve Simons ağrı uzmanlarıdır. Benim bu kitabı yazmakla yaptığım daha anlaşılır bir dille size aktarmaktır. Ken­di ağrımı nasıl geçirdiğim ise bu kitap için bir katkıdır. Masaj terapisti olmam da bir katkıdır çünkü kendime ve hastalarıma bu ağrıları geçirebildiğimi kanıtladım.

Benim Ankara Masaj hikayemle ilgileneceğinizi sanırım. Janet Travell ve David Simons’un bilgeli­ğinin beni zorluklarımdan kurtarıp bana nasıl yeni bir hayat sunduğuyla ilgilenebileceğinizi düşündüm. Benim ağrıyı yenmekteki başarım size biraz olsun ümit verebilir; yeni hayatım si­ze de yeni bir hayat olasılığı sunmakta. Benim ümidim bunun yararlı bir kitap olması yönün­de. Haklı olup olmadığımı kanıtlayacak olan sizsiniz

Sağlıklı Beslenme Yolları

Sağlıklı Beslenme Yolları

  1.   öğün
  2.   atıştırma
  3.   atıştırma
  4.   öğün
  5.   atıştırma
  6.   öğün
  • 1 adet meyve (armut veya greyfurt)
  • Aşağıdakilerden birini seçin. Mümkünse her sabah aynı kah­valtıyı etmeyin.Yumurta akından sebzeli omlet (en fazla 2 yumurta akın­dan)
  • Yüzde 100 tam tahıl ekmeği veya yüzde 100 tam buğday ekmeğine yapılmış peynirli sandviç 1 küçük kâse yulaf ezmesi
  1. küçük kâse şekersiz mısır gevreği (yağsız veya yüzde 1 yağlı sütle)
  2. adet pancake ve 2 dilim hindi jambon (pancake’ler bir CD büyüklüğünü geçmemeli)
  3. 1 küçük kâse irmik (sıcak suyla ıslatılmış)
  • 1 bardak meyve suyu (greyfurt, elma, portakal, havuç, armut, domates, vs.) ama konsantre olmamalı
  • 100 kalori veya daha az
  • öğün

 

  • 1 küçük kâse yeşil salata (jambon ve kızarmış ekmek parçası yok, 3 yemek kaşığı yağsız sos var)
  • 1 kâse çorba (patates, krema ve et yok), iyi seçenekler; tavuklu şehriye çorbası, sebze, mercimek, bezelye, domates çorbası vs. Sodyum içeriğine dikkat edin!
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin:1 bardak limonata1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)
  • 1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir çay çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tatlandırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü
  • Sınırsız saf su (mineralli veya değil)
  • 1 kutu 330 mİ. diyet gazoz
  • 150 kalori veya daha az
  • 1 meyveli smoothie veya 1 protein shake (300 kaloriyi aşma- malı ve şeker ilavesi içermemeli!)
  • 1 adet meyve veya 1 porsiyon sebze
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin. 2. öğündekinden farklı bir içecek seçmeye çalışın.1 bardak limonata1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)
  • 1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir çay çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tat­landırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü
  • Sınırsız saf su (mineralli veya değil)
  • 1 kutu 330 mİ. diyet gazoz
  • 100 kalori veya daha az
  • Aşağıdakilerden birini seçin:140 gr. tavuk (derişiz, kızartılmamış)140 gr. hindi (derişiz, kızartılmamış)
  • (140 gr. yaklaşık 1,5 iskambil destesi büyüklüğündedir)
  • 140 gr. balık (kızartılmamış)
  • 140 gr. yağsız kırmızı et (kızartılmamış)
  • 1 porsiyon sebze
  • 1 adet haşlanmış yerelması
  • Aşağıdaki içeceklerden birini seçin. Mümkünse 2. ve 3. öğün- dekinden farklı bir içecek seçmeye çalışın.1 bardak limonata1 bardak aramalı su 1 bardak meyve suyu (konsantre değil)
  • 1 fincan şekersiz buzlu çay veya herhangi bir çay çeşidi 1 bardak az yağlı, yağı azaltılmış veya yağsız süt ya da tatlandırılmamış soya sütü ya da tatlandırılmamış badem sütü
  • Sınırsız saf su (mineralli veya değil)
  • 1 kutu 330 mİ. diyet gazoz Tavsiye eden Ankara Masaj Salonları

Taşlar ve Bitkisel İlaçlar

Taşlar ve Bitkisel İlaçlar

Besinlerin vücudumuza etkisi ile mineral taşların etkisi arasında şöyle bir fark var: Besinler çeşitli mineraller ve eklentilerinden oluşan enerji­yi depoluyorlar, bedenimize aldığımızda ise bu enerji hücre emilimiyle kullanılabilir hale geliyor, kullanılıyor ve tüketiliyor. Taşlar ise üç görevi birden yapıyorlar. Bir yandan bünyelerindeki mineral değerlerin enerji­sini doğrudan fiziksel, eterik (esiri) ve ruhsal bedenimize aktanrken, di-

ger yandan dış âlemden bedenimize ulaşan enerjilerin büyük bir kısmım topluyor, süzgeçten geçiriyor ve bedenimize elenmiş olarak aktarıyorlar. Üçüncü olarak da bedenimizdeki olumsuz enerjileri emip ya olumluya çevirerek bedenimize iade ediyorlar, ya da dış âleme aktarıyorlar.

Aralarındaki en önemli fark ise besinler bedenimize mineral yükle­mesi yaparken, taşlar bedenimizdeki mineralleri yaratılışa uygun hale getiriyor, yani dengeliyor. Belki de bundan kuarklar, nötrinolar, tak- yonlar ve/veya kendi atomunu aşıp molekül oluşumunu sağlayan elekt­ronlar sorumlu. İyi ki de sorumlu.

Taşların dengeleme fonksiyonuna karşılık bitkisellerin yükleme işlevi yapması nedeniyle bitkisel ilaçlarla taşların aynı anda kullanılmaması gerekiyor. Örneğin kanser hastalığında bedeni güçlendirmek adına kul­lanılan bitkisel haplar, şuruplar ve karışımlar, aynı zamanda kanser hüc­relerini de besleyip güçlendiriyor.

Burada bir anımı paylaşmak istiyorum: 12 Mart tarihinde bir Beyefendi geldi. Eşi kanser hastası ve durumu ağırdı. 3 Mart tarihindeki CA 19-9 değeri 318’di. Raporlarını inceledikten sonra kullanması gereken takılan ve taşlan belirledim. Ve sıkı sıkıya uyardım, taşlarla birlikte bitkisel ilaç veya kanşım namına hiç bir şey kullanmaması gerektiğini ve acilen kemoterapi uygulan­masını. Tamam, deyip gitti. On gün sonra telefon etti. Safranbolu’da bir hoca varmış, bitkisel ilaçlarla kanseri tedavi ediyormuş. Akrabalarının ısran üze­rine oraya gideceklermiş. Gitmeyin, dedim. Giderseniz bile gezmeye gidin, bitkisel ilaç kullanmayın, diye yeniden uyardım.

İki ay sonra pişmanlıkla geldiğinde öğrendim ki gitmişler, hoca dedikleri kişi eşinin hastalıklarını sayıp dökmüş, hastalıklannı bilince de verdiği bit­kiselleri kullanıp taşların kullanımını bırakmışlar. Haşan Bey, yanlış yaptık, CA değeri de on günde düşmüştü, şimdi fırlayıp gitti, dedi. Raporlan incele­dim, taşlan kullanmaya başladıktan 10 gün sonra CA 19-9 değeri 318’den 96’ya düşmüş, bitkisel kanşımı kullanmaya başladıktan sonra önce 162’ye, sonra da 779‘’a yükselmişti.

Burada bir hususu daha belirteyim. Bitkisel karışımların tadı acı oldu­ğundan, kullanımını kolaylaştırmak için içine bol miktarda şeker ilave ediliyor. Şekerse kanser hücrelerini besleyip çoğaltan önemli bir faktör­dür.

Aynca memleketimizde bitkiseller yönünden gayeleri yalnızca bü­yük paralar kazanmak olan, yani ilaç sanayinin amacına yönelen kişiler türedi. Nerede yetiştirildiği belli olmayan, nasıl bir araya getirildiği an­laşılamayan sekiz on bitkiyi karıştırıp her derde deva diye pazarlayanlar oluştu. Dr. Ender Saraç ve Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nu hariç tutarsak, bitkisel ilaç diye çoğu vücudu zehirleyen ve hastalıkları katmerleştiren bitkisel karışımlar piyasaya sürülüyor.

Bu durum, hiçbir bilgisi ve yorumu olmadan taş ticareti yapan, ma­ğazasına taş diye imitasyon malzeme dolduran ve şifalı salon taşı diye REALGAR, ADAMİT, ORPİMENT, VULFENİT, BARİT, ZİNEBAR (CIN­NABAR), ERİTRİT gibi zehirli taşları satanların durumuna benziyor.

Lise düzeyinde sağlık eğitimi

Lise düzeyinde sağlık eğitimi veren sağlık meslek liseleri, üniversite düzeyin­de eğitim veren, tıp fakülte­leri, sağlık bilimleri fakül­teleri, eczacılık fakülteleri vb. mezunları sağlık perso­neli kimliğini alır. Ancak masörlük belgesi almak isteyen bazı sağlık persone­linin de ayrıca masörlük kurslarından birini tamam­laması gerekir. İlköğretim ve lise eğitimi alan, beden eği­timi ve spor eğitimi alan, ekonomi eğitimi alan insanlar da bu kurslara katılarak masör bel­gesi alabilmektedir.

Türkiye de masör yetiştirme kursları il Milli Eğitim Müdürlük­leri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı, Berberler ve Kuaförler gibi bazı meslek odaları ve Milli Eğitimden izinli özel kurumların açtığı kurslar ile sağlanmaktadır.

Masör kurslarının müfredat­

larında masaj tekniklerinin yanı sıra çeşitli biyolojik bilgiler, ilkyar­dım, beslenme v.b genel sağlık bilgileri de verilmektedir. Sağlık eğitimi çerçevesindeki bu dersler masörlerin daha bilinçli olmalarını sağlamaya yöneliktir.

Milli Eğitim İl Müdürlüklerin­de genellikle 100 saat civarında ama bazı özel okullarda daha uzun süreli olan kurslar tamamla­narak masör belgesi alınabilir.

Masajda gerçek anlamda ustalaşmak ise kişisel özelliklere ve çok tekrar yapmaya bağlıdır.

Mevcut Yasa ve Yönetmelikler

Bugünkü yasalarımıza göre masörlük tanımı yapılmış bir meslek değildir.

Otellerin SPA merkezleri, sağlık kulüpleri, kaplıca turizmiyle ilgili merkezler ve spor kulüplerinde masör istihdamı yapılmaktadır. Son dönmelerde güzellik merkezleri, kuaförler ve bazı özel kür merkezlerinde masaj hizmeti verildiğine tanık olunmaktadır.

Özellikle tedavi masajında hastalığın tanısının konulması ve tedavi programı içinde masaja yer verilmesi durumunda sağlık ekibinin kontrolü altında uygulama yapılabilir.

Ancak çok yaygın olmasa da bazı masörlerin felç, kırık-çıkık ve bel fıtığı tedavisi gibi masörlük mesleğinin formasyonuna uygun olmayan tarzda, hastaları istismar edici girişimleri gündeme gele­bilmektedir. Bunlar konuyla ilgili yasa ve yönetmelikler gereğince suçtur.