DOLAŞIM HASTALIKLARI

DOLAŞIM HASTALIKLARI

Bütün kalp ve akciğer hastalıkları bu organların ya­şamsal önlemleri nedeniyle kan akımını az ya da çok etki­lerler. Dolaşım hastalıkları varis, kalp romatizması, löse­mi, kalp krizi, demofoli, aıds, kansızlık, damar sertliği, demoroit, hepatit, lenfoma, damar genişlemesi, damar çatlaması, tansiyon yükselmesi, kalp yetmezliği gibi. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi Güzellik ve Anatomi isimli kitabımda mevcuttur.

İNTERSTİSİYEL SIVI (LENF )

Dokuları meydana getiren, hücreler arasında bulunan proteinden oluşan renksiz sıvı olan maddeye lenf (İnters- tisiyel) denir.

Dolaşım sisteminde kan dolaşımına yardımcı olan do­laşım sistemine lenf sistemi denir.

Bu sistem lenf, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşur. Lenf, lenf damarları içinde dolaşan bir maddedir. Lenf damarları, hücreler arasına kandan sızan maddeleri toplayarak yeniden kana kazandırır. Lenf düğümleri ise vücudumuzu hastalıklara karşı korur.

Lenf sıvısı, lenfatik damarların kasılması, çevredeki eklem ve kasların hareket etmesiyle dolaşımını tamamlar.

Bunların içinden geçerken lenf sıvısının içindeki bakteri ve diğer artıklar yabancı proteinler lenf bezlerinde retikü- loendotelial sistem hücreleri tarafından yutulurlar. Bu olaya fagositoz denir. Bu hücreler, yabancı maddeyi si- toplâzma içine alır ve fermentleri enzimleri vasıtasıyla sindirirler.

Lenfatik sistem lenf damarlarından oluşur. Bunlar di­ğer damarlar gibidirler fakat içlerinde kan değil lenf sıvısı taşırlar. Bedenin her yerinde bulunup diğer damarlarla paralel seyrederler. Kılcal damarlar küçücük başlayıp giderek büyürler. Lenf damarları göğüste, torasik kanal isimli en büyük lenf damarına dökülürler. Böylelikle kal­be girmek üzere kol ve boyundan gelen toplardamarların kesişme yerinde karışır ve kalbe dökülmüş olur, genel dolaşıma karışır.

Lenf kılcal damarları öyle geçirgendirler ki, dokuda bi­riken bakteriler, çeşitli artıklar, büyük protein molekülleri bu damarlara rahatlıkla girerler ve taşınırlar. Lenf sistemi, doku için fazlalık olmuş, artık, yabancılaşmış her şeyi uzaklaştıran bir koruma sistemidir.

Lenf Ödem: Dokular arasında normalin üzerinde geli­şen sıvı birikimidir.

Dokular arasında sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının bir miktarı toplardamar sistemi (%90) ile geri kalan kısım ise (% 10) lenfatik sistem ile geri emilerek kan dolaşımına aktarılır. Lenfatik sistem ile emilen sıvı içerisinde su, yağ­lar, hücreler, hyalunorik asit, tuz ve proteinleri taşır. Özel- liklede büyük oldukları için toplardamarların duvarından geçemeyen ve toplardamar sistemi tarafından geri emile- meyen proteinlerin lenfatik sistemle geri emilmesi çok önemlidir. Lenfatik sistemde herhangi bir sorun sonucun­da bu %10’luk kısım emilemez ve dokular arasında kalan sıvı zamanla karşımıza lenf ödem olarak çıkar.

Lenfatik sistemin ana fonksiyonları

Sıvı dengesini korumada yardımcı olur.

Lenfatik üreterek hastalığa karşı vücudu korur.

İnce bağırsaklardan emilen yağ asitleri ve gliserolün dolaşıma katılmasını sağlar.

Kılcal damarlardan kan damarlarını terk eden maddele­

rin tekrar dolaşıma geri dönmesini sağlar.

Vücut işlevlerinin düzgün şekilde yerine getirilebilme­si için yeterli beslenmek gerekir. Beslenme yoluyla alman büyük ve karmaşık yapılı besin maddelerinin küçük yapı taşlarına kadar parçalanarak hücre zarından geçebilecek hale getirilmesine sindirim denir.

Kısaca sindirim sistemi besin maddelerini alan, sindi­ren ve absorbe (emilim) eden bir kanaldır.

Sindirim fiziksel ve kimyasal sindirim olmak üzere 2’ye ayrılır.

Fiziksel Sindirim: Besinlerin dişler ve kaslar yardımıy­la sadece fiziksel olarak daha küçük parçalara ayrılmasına fiziksel sindirim dendir.

Kimyasal sindirim: Besinlerin, su ve enzimlerin yar­dımıyla kendini oluşturan yapı taşlarını parçalamasına da kimyasal sindirim denir.

İnsanlar gelişmiş bir sindirim sistemine sahip olup ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak ile anüsten oluşan bir sindirim kanalı taşırlar. Ayrıca tü­kürük bezleri pankreas ve karaciğerde salgılara sindirime yardımcı olur.

Ağız: İnsanlarda besin maddelerin işlemeye başladığı yer ağız boşluğudur. Bu boşlukta dişler, dil ve tükürük bezleri sayesinde hem fiziksel hem de kimyasal sindirim yapar.

Tükürük bezleri: İnsanda çene altı, dilaltı ve kulak altı olmak üzere 3 çift tükürük bezi bulunur. Tükürük sıvısın­da amilaz enzimi, antimikrobiyel maddeler, sodyum su ve mukus gibi maddeler bulunur.

Ankara masaj beyni ve Devreleri dengelemek ve temizlemek

Ankara masaj beyni ve Devreleri dengelemek ve temizlemek

Beyin ve sinir dokuları ağır metal ve mineral kirliliğine karşı özellikle duyarlıdır. Beyin ve Ankara masaj salonları hücreleri elektrik potansiyel­leri yüzünden ağır ve toksik metalleri mıknatıs gibi çekerler. Nüfusun çok yoğun olduğu kentlerde veya endüstri bölgelerin­de yaşayan insanların beyin ve sinir dokuları, arabaların egzoz­larından ve fabrika bacalarından havaya salınan ağır metal ve minerallerin ciddi tehdidi altındadır. Neredeyse her türlü detoks veya sağaltıcı oruç programı, bu toksik metal ve mineral­lerin beyinden ve sinirlerden atılımmı sağlasa da, bu ağır kirlili­ğin bulunduğu alanlarda yaşayan kişiler bazı ek tedbirler almak isteyebilirler.

Beyinden ve sinirlerden ağır metalleri temizlemek için en etkili bitkilerden biri Ankara masaj salonu ‘dur ve bu amaca yönelik olarak kon­santre ekstre formunda kullanılmalıdır. Kişnişin beyin ve sinir­lerle doğal bir çekimi vardır, nöronlara ve sinir hücrelerine yapışan ağır metal atıklarla birleşerek onların kanla ve lenfle taşınıp atılmasını sağlar. Dragon River Herbal özellikle bu amaç için geliştirilmiş saf ve güçlü bir kişniş ekstresi üretmektedir; alternatif olarak gerekli ekipmanlara ve bilgiye sahip yetkin bir kişiye danışarak sizin için kişniş ekstresi üretmesini de isteyebi­lirsiniz.

Beyin ve sinir sistemine doğal çekimi olan Ankara masaj uzun süredir güçlü antioksidan özellikleri ile ilgili olarak bilinmekte­dir. Bir detoks programı sürecinde, japoneriği beyni toksik atık­lardan temizlemek amacıyla çay, tablet veya tentür formunda kullanılabilir. Çevresel toksinlere karşı periyodik uzun vadeli bir koruma sağlaması amacıyla günlük düzenli programlar çer­çevesinde de kullanılabilir.

Sinir sistemini yatıştıran, derin uykuyu kolaylaştıran, beyin ve sinir fonksiyonlarının dengesini sağlayan “sinirleri düzenle­yici” bitkiler, bir masaj Ankara programı sürecinde takviye olarak çok faydalı olabilirler. Detoks sırasında dokulardan salman toksin­ler kanla atılım organlarına taşınıp sıralarını beklerken, kanın içinde vücutta dolaşırlar, beyni ve sinirleri tahriş edip gerginli­ğe, sinirliliğe, uykusuzluğa ve “detoks hüznünün” diğer semp­tomlarına sebep olabilirler. Bu durum gerçekleştiğinde en iyi çözüm, sinirleri yatıştıracak, zihni sakinleştirecek ve derin bir uykuyu kolaylaştıracak, sinirleri düzenleyen bitkisel formülleri uygulamaktır. Eğer sinir sistemi aşırı toksine maruz kaldığı için “diken üstündeyse” ve beyin toksik gerilimle vızıldıyorsa, vücut detoks ve iyileşme fonksiyonlarının gerçekleşmesi için gerekli olan dinlenme ve gevşeme durumunu koruyamaz. Bu yüzden, çok fazla gerilip detoks orucunuzu bozmanızı veya detoks diyetinizi tamamlamadan kendinizi kandırmanızı engel­lemek açısından, sinir düzenleyici bitkiler detoks sürecinde çok önemli bir rol oynarlar.

Bitkisel farmakopede papatya, passiflora, kedinanesi[1], şerbetçi otu[2], binbirdelik otu[3], ıhlamur çiçeği ve lavanta gibi mükemmel sinir düzenleyici bitkiler mevcuttur. Bunlar kendi başlarına veya değişik kombinasyonlarda çay veya ten- tür olarak alınabilirler ve lavanta gibi, bazıları bitkisel yağ for­munda aromaterapide kullanılır. Bir detoks diyet programı sırasında veya sağaltıcı oruç sürecinde, sinirleri sakinleştirmek ve zihin ile bedeni gevşek tutmak amacıyla günlük olarak alı­nabilecek sinir sistemini düzenleyici bir çay formülü Tarifler ve Formüller bölümünde verilmiştir. Dragon River Herbal, Lights Out (Işıkları Kapat) adlı bir derin uyku formülü ve Peace & Quiet (Huzur ve Sessizlik) adında yatıştırıcı bir sinir düzenleyici formülün de aralarında bulunduğu çeşitli sıvı ekstreler üretmektedir.

[1]      Kedinanesi: Lat. Nepeta cataria; nezle otu, yabansümbülü, Kars bölgesin­de yaprakları çorba ve yemeklere koku vermek için kullanılır -çn.

[2]      Şerbetçi otu: Lat. Humulus lupulus, bira çiçeği, maya çiçeği, maya otu, ömerotu; dişi çiçekleri 1200 yılı aşkm süredir bira yapımında kullanılır – çn

[3]     Binbirdelik otu: Lat. Hypericum perforatum; sarı kantaron. Çiçekli dalların zeytin yağında bırakılması ile elde edilen öz kantaron yağı adı altında yara iyi edici olarak kullanılır -çn.

Panik Atak Kimlerde Görülür

Panik Atak Kimlerde Görülür?

Kimler risk altında? Toplumda görülme sıklığı %l-3 arasında de­ğişmektedir. Genelde yirmili yaşlarda olmak üzere her yaşta ortaya çıkabilir. Kadınlarda görülme ihtimali biraz daha fazladır.

Tedavisi: Önce muayene, testlerle bir kalp-damar veya solunum rahatsızlığı araştırılır. Fakat bu hastalıkların olması panik atak olma­dığını göstermez. Panik atak bunlarla birlikte de olabilir. Tedavideki amaç, panik atağı yok etmek, hastanın endişe/korku duygularını kontrol altına almak, sosyal hâle getirmek ve bu hastalık sonucu oluşan psikolojik sorunları önlemektir.

Atak Sırasında Hasta Neler Yapabilir?

S Bir yere otur ya da uzan. Kendine bunun sadece bir atak ol­duğunu, korkulacak durum olmadığmı söyle. Atağın geçmesini bekle. Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçın.

■S Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak dur. Kendini kontrol etmeye çalış. Gevşetici bir sahneyi gözünün önüne getir. Ortada tehlike yok.

^ Kendine zaman tanı, yavaşla. Bunları gerçekten yaşa. Acı verseler bile… Onları paketlediğim göreceksin. Esne, tepeden tırnağa vücudunu ger. Sakız çiğne. Zihnini meşgul et.

^ Paniğin seni alt edemeyeceğine yemin et. Gezinti yap. Tanı­dık biri ile konuş. Yirmiden geriye doğru say, her sayıda sevimli bir şey düşle.

S Her zaman atak biter. O andaki de sonsuza dek sürmeye­cek. “Bu da geçecek ya Hu!” de. Dua et, zikir çek, aynı kelime­leri arka arkaya tekrarla. “Herkes tarafından yaşanabilen temel bir duygu.” diye düşün.

Pensilvanya’da kamp. Sabah namazı vakti. Sessizliğin içinde başlayan, gittikçe yükselen bir sesle yapılan zikir… Muhteşem bir koro. Kurtlar, kuşlar, böcekler, ceylanlar, sincaplar, sular, dereler, yağmur taneleri… Tabiat öylesine canlı ki ağaçlar sanki konuşa­cakmış; kuşlar, böcekler dile gelecekmiş gibi. Cıvıl cıvıl bir tabiat, Yaradan’ı teşbih ediyor. Şehrin bedenlerde biriktirdiği bütün ne­gatif enerji toprağa dökülüyor. Ruh dinginleşiyor, kasılmalardan kurtulup özgürleşiyor. Asude bir zaman başlıyor. Allah’ın insana yükümlülük değil, bir ihsan olsun diye verdiği namaz, herkesin ol­duğu gibi bizim de imdadımıza yetişiyor. Hayatını öfkeyle karar­tan, kin ve nefret duygularının kendisini esir aldığı herkes, böyle bir atmosferi yaşayabilse… Biraz zamanı yavaşlatabilsek, kendi ruhumuza dönebilsek, belki de ruhumuzu saran hastalıklardan, gerginlik ve depresyondan kurtulacağız.[1]

Korku, içsel kaynaklan tüketiyor. Kaygı, korkunun yakın dostudur.

SHRED tekniğinde 6. hafta 1. gün

SHRED tekniğinde 6. hafta 1. gün

  • 3 dilim yüzde 100 tam tahıl ekmeği veya 3 dilim yüzde 100 tam buğday ekmeği gün İçinde istenilen zamanda tüketilebilir.
  1.   öğün
  2.   atıştırma
  3.   öğün
  4.   atıştırma
  5.   öğün
  6.   öğün
  7.   atıştırma
  • 1 adet meyve
  • Aşağıdakilerden birini seçin:Yumurta akından sebzeli omlet (en fazla 2 yumurta akın­dan)1 bardak az yağlı veya yağsız yoğurt
  • 1 küçük kâse şekersiz mısır gevreği (yağsız veya yüzde 1 yağlı sütle)
  • 1 küçük kâse yulaf ezmesi
  • 1 bardak taze meyve suyu (greyfurt, elma, portakal, domates, havuç, vs.) ama konsantre meyve suyu olmamalı
  • 100 kalori veya daha az
  • Aşağıdakilerden birini seçin. Seçiminiz 200 kaloriyi aşmamalı ve şeker ilavesi içermemeli.1 kâse çorba (patates, krema ve et yok)
  • 1 meyveli smoothie 1 protein shake
  • 1 adet meyve ya da 1 porsiyon sebze
  • 150 kalori veya daha az
  • 1 küçük kâse yeşil salata (jambon ve kızarmış ekmek parçası yok, 3 yemek kaşığı yağsız sos var)
  • Aşağıdakilerden birini seçin:110-170 gr. hindi (derişiz, kızartılmamış)
  • 110-170 gr. balık (kızartılmamış) isterseniz 1 dilim peynir yiyebilirsiniz.
  • 110-170 gr. tavuk (derişiz, kızartılmamış)
  • 1 porsiyon sebze
  • 3 porsiyon sebze (sebzelerden 1 porsiyonu yeşil ve yapraklı olacak)
  • 1 bardak fasulye veya diğer baklagiller
  • 100 kalori veya daha az

Egzersiz

  • Bugünkü egzersiz süreniz en az 30 dakika. Daha fazla çalış­mak isterseniz çok daha iyi! Çalışabildiğiniz kadar çok çalışın!
  • Buradaki egzersizlerin amacı, kendinizi kısa bir süre içinde çok çalışmaya alıştırmak. Verilen sürede spor salonunda kalmanız değil, egzersizi yapmanız gerekiyor. Birçok insan spor salonlarında konuşarak, poz vererek ve amacından uzak başka şeylerle ilgile­nerek çok zaman kaybediyor. Egzersize başlamadan saat işleme­yecek ve siz durduğunuzda saat duracak. Amacınıza ulaşmak için odaklanmanız ve verimli çalışmanız önemli. Bu egzersizleri orta yoğunlukta yapın. Kalori yakmak ve metabolizmanızı çalıştırmak için gerçekten kalp atışlarınızı hızlandırmanız gerekiyor. Bu egzer­sizleri yapmak için spor salonuna gitmenize gerek yok. Evinizde veya arka bahçenizde harika bir çalışma yapabilirsiniz. Son yap­tığınızdan farklı bir egzersiz seçmeye çalışın. Aşağıda denemeniz gereken 15 dakikalık bazı egzersizler var. Yani eğer program 45 dakikalık bir çalışma öngörüyorsa 15 dakika koşu bandını, 15 dakika bisikleti ve 15 dakika da stepper’ı deneyin. Süreyi nasıl böleceğinize siz karar verin, ama rutininizi değiştirmenin, bütün çalışma boyunca aynı egzersizi yapmaktan daha faydalı olacağını unutmayın.
  • Egzersiz ihtiyacını tamamlamak için aşağıdaki listeden bir kombinasyon oluşturun:15 dakika koşu bandında yürümek/koşmak 15 dakika eliptik15 dakika koşu bandında yürüme/koşma aralıkları15 dakika spinning bisikleti15 dakika kürek makinesi
  • 15 dakika diğer yoğun kardio programları
  • 15 dakika zumba
  • 15 dakika spor salonu bisikleti veya bisiklet 15 dakika kulaç atmak 15 dakika stepper 225 kere ip atlamak
  • 15 dakika açık havada jogging (hafif koşu)

migren çeşitleri nelerdir

migren çeşitleri nelerdir?

Çocuklarda migren; baş ağrısız, belli aralıklarla tekrarlayan (periyodik) farklı formlarda da görülebilir. Bunlardan, alternan hemipleji 18 ay öncesi çocuklarda görülen ağır, nadir bir tablodur. Hemiplejik migren atakları daha çok erişkinlerdeki komplike migrene benzer. Geçici uyuşukluk, güçsüzlük ve konuşma bozukluğu görülebilir.

“Kızım dört yaşında. İki yaşından beri ataklar yaşıyor. Önce midem bulanıyor, sonra başım dönüyor, diyor. Ankara masaj salonu oluyor. Görmemeye başlıyor. Sonra sağ kol ve bacakta hissi kalmıyor ‘Anne kolumu hissetmiyorum. Göremiyorum’ diye ağlıyor. Bu sırada başı da ağrımaya başlıyor. İlk olduğunda bir saat sürdü, sonra düzeldi. Hastanede iki gün kaldı. İncelemeler yapıldı. Bir şey bulanamadı. Altı ay sonra tekrar oldu. Yılda iki defa oluyor. Hastaneden böyle olunca hemen getirin, dediler ama bir şey yapamıyorlar. Kızım da hasta olduğunda çok dokunulmasını, hareket etmeyi istemiyor. Biz artık hastaneye götürmemeye başladık.”

Tekrarlayan ekstremite ağrıları, okul çağı çocuklarında dönemsel olarak ortaya çıkar. Bacak ağrıları çok rahatsız edicidir. Açıklayıcı bir nedeni buluna­mayan bu ağrılar çok dikkate alınmaz ve büyüme Masaj salonu Ankara olarak geçiştirilir.

Birçok migrenli hasta çocukluk dönemine ait büyüme ağrıları olduğunu sorunca hatırlar. Benim de ilkokul sonlarına doğru bacak ağrılarım bazı gün­lerde dayanılmaz olurdu. Bazı geceler bacaklarımdaki ağrıdan uyuyamadığımı, sürekli bacaklarımı hareket ettirme ihtiyacı duyduğumu hatırlarım. Çok mız­mızlandığım için annem doktora götürmüştü. Doktor “Çocuğunuz çok sağlıklı, bir şeyi yok, büyüme ağrısıdır geçer”dedi. Geriye dönük düşündüğümde o dö­nemde boğaz enfeksiyonumun da arttığını hatırlıyorum. Okul öncesi kusmalı migren ataklarım, okul döneminde arada olan baş ağrılarına ve tekrarlayan ekstremite ağrılarına dönüşmüştü. Erişkin yaşta da tipik migrene dönüşecekti.

Çocuklardaki tüm migren tiplerinde bozucu alan çoğunlukla boğaz bölge­sidir. Bu bölge çocuklardaki bacak ağrılarına da neden olur. Erişkin yaşta ise huzursuz bacak sendromunun nedenidir.

Çocuğunuz bacaklarının ağrıdığını söylüyorsa büyüme ağrısıdır, diye geçiştirmeyiniz.

Kusma ataklarıyla gelişen migren öyküsü

Tedavi öncesi:

“Kızımın, karnı ağrıyor, midesi bulanıyor. El ve ayakları Masaj salonları Ankara gibi oluyor, ateşi de yükseliyor. Karın ağrısı başladıktan yarım saat kadar sonra fenalaşıyor. Hiç konuşmuyor, sürekli yatıyor. Hiçbir şey yiyip içemiyor. Bir yudum su içse kusuyor. Saç kurutma makinesi ile ısıtmak biraz iyi geliyor. Dört gün sürekli kusuyor. Mecburen serum taktırıyoruz. Dört gün sonra tamamen canlanıyor.

Bebekliğinde 15 gün anne sütü emdikten sonra memeyi reddetti. Sürekli sancılı, ağlayan bir bebekti. Geceleri bile ağlıyordu. Bir yaşma kadar aralıklı kusmaları oldu. Bir yaşından sonra fenalaşarak beş dakika kadar kendinden geçiyordu. Ardından kusuyordu. Üç yaşından sonra ciddi kusma atakları başladı. Yılda 4-5 defa oluyordu. Altı yaşında çocuk nöroloğu gördü ve karın migreni olduğunu söyledi. Epilepside kullanılan ilaca başladı. Atakları yılda bire düştü. Şimdi on yaşında, bu yıl ilaca rağmen iki ayda bir atakları oluyor. Çok çaresiziz. Kızım çok sıkıntı çekiyor.”

Tedavi sonrası:

“Doktor, sorunun Ankara masözleri bölgesinden kaynaklandığını söyleyerek göbek deliği çevresine nöral terapi uyguladı. Tedaviden sonra doktorumuz ilacı yavaş yavaş azaltarak kesti. Sonbahara girerken mutlaka atak olurdu. Bu yıl olmadı. Kızım ‘Kendimi iyileşmiş, mutlu hissediyorum’ diyor. Gerçekten çok değişti. Neşeli, sosyal bir çocuk oldu. Eskiden çok sessiz, içine kapanıktı. Şimdi diğer çocuklar gibi rahat oynuyor, okulda öğretmeni bile fark etti. Derslerinde eskiden de başarılıydı, şimdi daha başarılı, hareketli, mutlu bir çocuk oldu.”

Rose

Rose

76 yaşındaki Rose, bana yönlendirilen en yaşlı hastalardan biriydi. Bana gelmeden önce, her geçen gün kendini daha yor­gun ve endişeli hissettiği, bu yüzden de ciddi bir sorunu oldu­ğundan şüphelendiği için doktorundan randevu almış. Doktoru onu hastanenin gerontoloji birimine yönlendirmiş, fakat neyse ki yapılan testler ve görüşmeler demans ya da depresyon bulun­madığını ortaya çıkarmış.

Buna rağmen Rose kendini hiç olmadığı kadar yorgun his­sediyor, kesintisiz olarak en fazla yarım saat uyuyabildiğinden yakınıyormuş. Bunun üzerine doktoru, bilişsel davranış terapi­si almasını önermiş. Rose psikolojik tedavi konusuna oldukça

şüpheli yaklaşsa da, doktorunun ısrarcılığı sayesinde denemeyi kabul etmiş.

İlk tanıştığımızda Rose, artık bütün gece uyumak konusunda hiçbir umudu kalmadığını; her gece, daha kolay uykuya da­labilmek umuduyla, iyice yorulana kadar yatağa girmediğini söyledi. Fakat böyle yaptığında bile uykuya çok zor daldığını ve uyuduğundaysa en ufak bir sesin onu uyandırmaya yettiğini ve uyandıktan sonra rahatlayıp tekrar uykuya geçemediğini anlattı.

Rose oldukça işlek bir cadde üstünde tek katlı bir evde ya­şıyordu ve sürekli geçen araçların sesi yüzünden uyandığını düşünüyordu. Bir yıl önce, kimseye bağımlı olmadan yaşamak için kocasıyla birlikte bir kulübeye taşınmışlardı. İhtiyaç duy­dukları her şeyin yürüme mesafesinde olduğu bu kulübeye yer­leşmek için köylerinden ayrılmışlardı.

Çift 51 senelik evliydi ve bu sürenin çoğunu şehirden 25 kilo­metre uzaklıkta bir kulübede geçirmişlerdi. Şu anda hepsi uzak yerlerde yaşayan üç çocuklarını da bu kulübede büyütmüşlerdi. Rose, o köyde mutlu bir hayatları olduğunu ve oradan taşınmak zorunda oldukları için çok üzüldüğünü söylüyordu. Yine de, taşın­dıklarından beri çevreden birçok kişiyle tanışmış, yeni komşuluk­ları olmuş ve yakındaki bir kiliseye katılmışlardı, bu yüzden yeni bir çevre edindiğini hissediyordu. Buna rağmen zaman zaman kendini yalnız hissettiğini ve eski arkadaşlarını düşündüğünden çok daha fazla özlediğini anlatıyordu. Bazı zamanlar taşındığına pişman olduğunu söylüyordu.

Rose, evliliğinin oldukça candan ve karşılıklı dayanışmaya dayalı olduğunu söyleyerek, bir seansa da birlikte katılıp katı­lamayacaklarını sordu. Bu oldukça güzel bir fikirdi. Bana hep tilki uykusu uyuduğunu ve bunun ne zaman başladığını da çok iyi bildiğini anlattı. 14 yaşındayken, kız kardeşi uykusunda yürü­meye başlamıştı ve ebeveynleri başına bir iş geleceğinden endi­şeleniyordu. Bir keresinde uykusunda evden dışarı çıkıp anayo­la yürümüştü. Aile bu yüzden Rose’u kız kardeşiyle aynı odaya yerleştirip, ondan tetikte olmasını ve kız kardeşi yataktan çıktığı anda kendilerini uyarmasını istemişti. Rose, ailesinin “oldukça katı olduğundan ve kararlarının asla sorgulanamadığı”ndan bahsediyordu, bu yüzden kısa süre içinde kız kardeşinin çıkardı­ğı en ufak bir sese dahi uyanmayı öğrenmişti.

Bu durum Rose evlenene kadar, yani hiç aralıksız altı yıl sür­dü. Kocasıyla beraber şehre uzak, geceleyin çıkan tek sesin do­ğal hayattan geldiği, sessiz bir banliyöde bir eve taşındılar. Rose yıllarca gecede sadece birkaç kez, tek tük seslere uyanıyordu ve bu duruma alışmış olduğu için kolaylıkla tekrar uykuya dalabili­yordu. Umduğundan daha az uyuyor olsa da bu rutine alışmıştı. Fakat bu eve taşındıklarından beri kendini ciddi anlamda yorgun hissediyordu.

Hikâyesini benimle paylaştıktan sonra, ona referans uyku günlüğü tutmanın öneminden bahsettim. Böylece uyku sorun­ları hakkında daha kesin bilgilere ulaşabilecektik. Rose iki hafta boyunca bir uyku günlüğü tutmaya karar verdi.

Tuttuğu uyku kayıtlarından çıkan profil oldukça ciddiydi. Uy­kuya dalabilmesi her gece ortalama 70 dakika sürüyordu. Gece boyunca ortalama beş kez uyanıyordu ve bu sayı bazı geceler sekize kadar çıkıyordu. Yeniden uykuya dalabilmesi için bir buçuk saat gerekiyordu. Toplamda Rose’un bütün gece uyuduğu süre dört saat olabiliyordu; bu kadar yorgun hissetmesi çok doğaldı! Uyku kayıtları, Rose’u genellikle trafik seslerinin uyandırdığını, fakat bunun dışındaki beklenmedik seslerin de uykusunu böl­düğünü gösteriyordu. Fakat kocası, baykuş sesinin ya da köpek havlamasının Rose’u uyandırmadığını söyledi.

Rose’un uyku düzeniyle ilintili iki sorun olduğu anlaşılıyordu ve iki sorunla aynı anda ilgilenmek en mantıklı yöntem olacaktı. İlk problem geceleri yatağa ilk yattığında uykuya dalamama so­runuydu, İkincisiyse gece içinde uyandığı zaman tekrar uykuya dalma güçlüğü.

ilk olarak, ilk yatıştaki uykuya geçme güçlüğüyle başladık. Rose bana, istemdışı olarak trafik seslerine odaklandığını ve odaklandıkça da gerildiğini anlattı. Genellikle her tıkırtıyı duyu­

 

yordu, ama trafik sesi duyduğu anda uyuyamayacağını düşünüp gerginleşiyordu. Kulak tıkacı takmasını önerdiysem de, Rose bun­larla rahat edemediğini söyledi. Diğer önerim, sevdiği şarkılar­dan bir kaset oluşturmasıydı.

Ne yazık ki, müzik trafiğin rahatsız edici seslerini gölgele­yeceğine Rose’un iyiden iyiye rahatsız olmasına ve uykusunun kaçmasına neden oldu. Daha sonra kocası, doğal hayat sesle­rinden oluşturulmuş bir kaset bulmuş, onu denemeyi önerdi ve kuş sesleri kaydedilmiş bir kaset bulmayı da başardı.

Sonuç çarpıcıydı. Rose kuş sesleri kayıtlı kaseti teybe koyup on dakika içinde uykuya dalıyordu, yani uykuya dalma süresi bir saat kısalmıştı. Rose, kuş seslerinin kendisini tekrar köylerin­de, en mutlu zamanlarını geçirdiği yerdeymiş gibi hissettirdiğini ve rahatlattığını söyledi. Bu duruma sevinen eşi, Rose uykuya dalana kadar uyanık kalıp, o uyuduktan sonra kaseti kendisi kapatmaya karar verdi.

Sıradaki sorunumuz, gece uyanmaları konusunda ne ya- pacağımızdı. Rose, bir inziva köşesi oluşturma fikrini beğendi. Artık kendisini daha dinlenmiş hissediyordu ve daha umutluy­du. İnziva köşesi oluşturmak için can atıyordu. Bitki çayları, su ısıtıcısı, fincan, kaşık ve bal fikri onu son derece cezp etmişti. “Sıkıcı kitaplardansa” boş bir fotoğraf albümü ve şimdiye kadar düzenlemediği köyde çekilmiş fotoğraflarıyla uğraşmaya karar verdi. Hep bu fotoğrafları düzenlemek istediğini ve gece uyanık geçirdiği zamanlarda bununla uğraşmanın mantıklı olacağını söyledi. Bense bu kadar odaklanılması gereken bir meşgalenin onu büsbütün uyandıracağından korkuyordum, fakat öte yan­dan mutlu hatıralarıyla zaman geçirmiş olacaktı.

Rose’un fotoğraf albümü fikri son derece etkili oldu. Şehir­den uzak evinin hatıraları, tıpkı kuş seslerinin yarattığı etkiyi yaratmıştı. Çok geçmeden, Rose’un fotoğraf albümüyle ilgile­nirken iyice yorulup uykusunun gelip yatağa dönmesi 15-20 da­kikaya kadar düştü. Ve neredeyse yatağa yatar yatmaz uykuya dalıyordu.

Altı hafta sonra, Rose’un uyku kayıtları iki-üç gecede sadece bir defa uyandığını gösteriyordu ve fotoğraf albümü projesi artık günlük bir aktivite haline gelmişti. Artık gecede altı saat uyuyordu ve bu uyku ona yeterli geliyordu. Hem eşi hem de Rose, geç­mişlerini “düzene koyma”nın taşınmalarının yarattığı geçmişten kopmuşluk hissini ortadan kaldırdığını biliyor ve artık kendilerini daha mutlu hissediyorlardı.

İstek ve İhtiyaç Duygularının Karışması

İstek ve İhtiyaç Duygularının Karışması

Batı ekonomilerinin çoğu, alışveriş anlayışına dayalı­dır. Talep var olduğu sürece endüstri üretime, dolayısıyla da Ankara masaj sahipleri ve ortaklar kâr etmeye devam edecektir. Bu yüzden firmalar sattıkları mallan istememiz için ellerin­den geleni yapıyorlar. Bunu yapmanın etkili yollanndan bi­ri, gerçekte ihtiyacımız olmayan şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünmemizi sağlamaktır; başka bir deyişle, istek ve ihtiyaç kavramlannı kanştırmaktır. Reklamcılar bize sık sık şundan ya da bundan almanın “iyi fikir” olduğunu, haftanın “olmaz­sa olmazlarından almamız ve “harcayarak tasarruf’ etmemiz gerektiğini söylüyor. Bütün bu süregelen baskılar, gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şeylerin yeterli miktarda yiyecek, su, ısı ve barınacak yer olduğunu, geri kalan her şeyinse Masaj Ankara lüks sayıla­bileceği gerçeğini göz ardı etmemize neden oluyor. Tabii, bir de bu düşünce tarzı, büyüyen ekonomilere kazanç sağlamadı­ğından ya da vurgunculann cebini doldurmadığından, bu tür mesajlarla karşılaşmıyoruz.

Sonunda ve umanm geç olmadan, bu tutumun dünyayı mahvettiğinin farkına varmaya başladık. Fakat bu tutum, ay­nı zamanda mutiuluğumuzu da mahvediyor ve kaygı duygu- lanmızı besliyor.

Yaşlanma Korkusu

‘Güzellik doğruluktur, doğruluk ise güzellik’-hepsi bu Yeryüzünde bildiğin ve bilmen gereken her şey.

John Keats

Bu dizelerdeki ‘doğruluk’ kelimesini ‘gençlik’le değiştirirse­niz, modem dünyanın en temel inancım elde etmiş olursunuz. Kozmetik, moda, sıkı rejimler, estetik cerrahi: Hepsinin verdi­ği ortak Ankara masaj salonları mesajı olabildiğince genç görünmenin hayati bir konu olduğudur. Yaşlılık, tefekkür ve bilgelik zamanı olarak algılana­cağına, bu zaman dilimi bize korkulması ve engellenmesi gere­ken acı ve kayıplarla dolu bir dönem olarak yansıtılıyor.

Baktığımız her yerde, en ufak yaşlılık belirtilerini dahi saklamamız öğütleniyor. Hatta bu o kadar korkunç bir dö­nem ki, sanki umutsuzluk, çaresizlik ve mutsuzluk duyguları bir arada ancak yaşlılıkta ortaya çıkabilir. Büyük çabalar sarf edip, ciddi masraflara girerek yaşlanma belirtilerinin bir kıs­mını erteleyebiliriz, ama onları yok edemeyiz. Artık bu so­runla yüzleşmeliyiz. Gençliğe tapınmak bizi mutsuz ediyor. Bütün hayallerimizi hayatımızın tek bir dönemine yakıştır­mak yerine, her dönemin kendi özelliklerine değer vermeyi öğrensek ne kadar da mudu olurduk!

Yaşlılığın kayıp ve acı getirdiği doğru ama bunlarla başa çık­ma yetileri de çoktan kazanılmış oluyor. Yaşımız ilerlerken büyümek, flört etmek ve üremenin getirdiği baskılardan kur­tuluyoruz ve artık deneyimlerimizi aksettirmek ve öğrendikle­rimizi derleyip toplamak için zaman bulmuş oluyoruz. Ayrıca sonunda, kazandığımız deneyimleri paylaşacak, öğrendiğimiz dersleri anlatacak vaktimiz oluyor ve birbirimizden farklı bi­reyler olduğumuz için her birimizin katkıları da eşsiz oluyor.

Giderek Kısalan Oyun Zamanı

Çocuk psikoloğu Jean Piaget “Bir çocuğun bir şeyi anla­ması için o şeyi kendisi inşa etmesi, yeniden keşfetmesi ge­rek” demişti. Piaget bu sözüyle, öğrenmek ve idrak arasındaki farkı vurguluyordu.

Her şeyi öğrenebilirsiniz. Demek istediğim, sizin için bir şey ifade etmiyor olsa bile gördüğünüz ya da duyduğunuz şeyleri ezberleyebilir ya da tekrarlayabilirsiniz. Fakat bir şe­yi idrak edebilmek için o şeyi parçalarına ayırmak, tekrar bir düzene koymak ve yeniden birleştirmek gerekir. Dahası, yet­kinlik ve özgüven duygularıyla ilintili olan olgu öğrenmek de­ğil, Ankara masöz ‘dür.

Kavramanın en eğlenceli yolu oyun oynamaktır. Bütün oyunlar yaratmak, hayal etmek, bir araya getirmek, yeniden düzenlemek üzerine kuruludur. Oyunlar ayrıca kavrayışımız kadar, yaratıcılığımız için de önemlidir. Büyük buluşların ço­ğu bireylerin var olan fikirlerle ‘oynayıp’ yeni bir bakış açısı bulmalarıyla yapılmıştır. Mesela Pasteur sütü ısıtmanın öne­mini, Fleming penisilini bu şekilde keşfetmiştir.

Fakat ne yazık ki, günümüzde oynanacak şeylerin çoğu çoktan oluşturulup yerlerine konmuş durumda ve bize dü­şen tek şey bu oluşumlara tepki vermek. Televizyonda sürekli verilen dizi tekrarlarını, yeniden çekilmiş filmleri seyretmek zihni geçici bir süre için dinlendirebilir, bilgisayar oyunla­rı oynamaksa el-göz koordinasyonunu geliştirip tepki süre­sini kısaltabilir, fakat bu aktiviteler daha derin bir kavrayış yetisine kavuşmanızı ya da yeni bir şey yaratmanızı sağlamaz. İşe yarar hissetmek ya da yeni fikirlerle zihni canlandırmak için, bilgisayar ekranının ya da televizyonun önünde saatler­ce oturmak yerine yeni bir yemek tarifi denemek, kırık bir oyuncağı tamir etmek ya da arkadaşlarla sohbet etmek çok daha yararlı olacaktır. Televizyon ya da bilgisayar kendi baş­larına kötü değiller, fakat biz onların karşısında çok fazla va­kit harcıyoruz.

Dünyayı biraz daha iyi anlamak ve sorunları çözecek be­cerilere sahip olduğumuzu hissetmek için düzenli olarak zekâ oyunları için kendimize zaman ayırmaya ihtiyacımız var. Bu özellikle de çocuklar için gerekli, çünkü onlara bu fırsat ve­rilmezse kendi kararlarını kendileri vermeyi hiçbir zaman öğ­renemezler.

Sıkıştırma Masajı

Sıkıştırma (ya) ve ovalama (mo)

Bu teknik, lenf drenajını harekete geçirmek, kan dolaşımını hızlandırmak, dokulardan toksik kalıntıları atmak, kaslardaki ve tendonlardaki kasılmaları gevşetmek üzere kaslara, boyun eklemlerine, omuzlara, kollara ve bacaklara uygulanabilir. Avuç içlerinizi, enerji yüklemek üzere birbirine sürtün ve daha sonra sağ elinizin parmaklarını kullanarak vücudun sol tarafındaki kasları ve tendonları güçlüce sıkıştırın ve avuç içinizi kullanarak hızlıca ovalayın. Boyundan ve omuzdan başlayın, kolla ve par­maklarla devam edin ve uyluktan ayak parmaklarına kadar masaj yapın. Daha sonra sol elinizi kullanarak aynı işlemi vücu­dun sağ tarafına uygulayın.

“Chi fırçalama”

Bu metotta, çeşitli doku ve organlardaki tıkalı enerjileri yay­mak için, enerji yüklenmiş avuç içinizi fırça gibi kullanırsınız ve böylece bu dokulara kan ve enerji akımını sağlar, durgunlukla­rını giderir ve toksinleri drene edersiniz. Ayrıca vücuttaki ufak ağrıları da rahatlatabilirsiniz. Avuç içlerinizi ısınana kadar birbi­rine sürttükten sonra, bir avcunuzla tedavi etmek istediğiniz dokunun yüzeyine, sanki derinin üstünden bir şeyi silip atmak ister gibi, aşağıya doğru fırçalama hareketi yapın. Örneğin, eğer kol veya bacak kaslarınız ağrıyorsa, enerjileşmiş avuç içinizle aşağıya, vücuttan dışarı doğru fırçalayın. Bu, enerjinin ve sıvıla­rın tıkanıp kaldığı dokulardan “chi’yi dağıtır”, acıyı hafifletir ve tıkanıklık sebebiyle oluşan enfeksiyonu azaltır. Eğer, ağrıyan bir karaciğere müdahale etmek istiyorsanız, enerjileşmiş sol avuç içinizle karaciğerin üstündeki deriye fırçalama hareketi uygula­yın. Bu terapi her şeyden önce enerji düzeyinde etkili olduğu için, temizleyici ve yatıştırıcı etkileri yalnızca uygulandığı fizik­sel bölge ile sınırlı kalmaz; el burada yüzeyin altındaki dokulara sağaltıcı etkileri aktaran bir “enerji değneği” olarak kullanılır.

Fırçalama konusundayken, hızlı bir detoks için yardımı olduğu denenmiş ve onaylanmış diğer bir yöntem ise, baş hariç tüm vücudu doğal bitkisel kuru bir banyo fırçası yardımıyla fırçalamaktır. Kolların iç ve dışını, omuzlardan ellere kadar, aşağıya doğru dinamik bir biçimde fırçalayın, bacakların tüm yüzeyini aşağıya doğru ve kalçalardan ayaklara inerek devam edin ve gövdenin önünü ve arkasını, göğüs kafesinin etrafını, boyundan bele doğru aşağıya inerek bitirin. Bu, lenf drenajını harekete geçirmek ve dokulardaki mikro-kan dolaşımını uyar­mak için mükemmel bir yöntemdir. Ayrıca ölü deri hücrelerini atarak yeni deri oluşumunu sağlar ve bu da detoks sırasında hayli faydalıdır.

Masaj salonu Ankara benzetmesinden yola çıkarsak

Masaj salonu Ankara benzetmesinden yola çıkarsak:

kan ve doku­ları toksik enkazla kirlenmiş insanlar, pisliğin sinekleri çekmesi gibi, mikroplardan kaynaklanan enfeksiyonlara karşı koruma­sızdırlar. Tüm mikropların hayatta kalabileceği ve üreyebileceği şartlar çok sınırlıdır. Patojenlerin Ankara masaj insan vücudunda varlıklarını sürdürebilmesini sağlayan iki temel durum, asit düzeyi yüksek­liği ve yetersiz oksijendir. Herhangi bir bira veya şarap imalatçısı da, ürünlerinin fermantasyonu için kullandıkları bakterilerin oksijene maruz kalmadan, çok spesifik bir değerde asitli ortam­lara ihtiyaç duyduğunu doğrulayacaktır. Pasteur de ölüm döşe­ğinde “Ortam her şeydir,” diyerek mikrop teorisinden vazgeç­miştir. Belirli asidoz ve hipoksi önkoşulları olmadan, tıpkı sinek­lerin temiz “ortamlarda” barınamaması gibi mikroplar da insan vücudunun “ortamlarında” hayatta kalamazlar. Bunun anlamı, kanda mikropların bulunmasının, herhangi bir hastalığın ana sebebi değil, kan kirliliğinin göstergesi olmasıdır. Kan kirliliği, mikroplar için gerekli üreme ortamını yaratır ve dolayısıyla tüm hastalıkların ana sebebini oluşturur.

Bu bilgi kanserin anlaşılmasında ve tedavisinde önem kazanmıştır. Dr. Masaj Ankara, 1931 yılında istisnasız tüm kanser türlerinin iki temel koşul olan asidoz ve hipoksi ile tamlanabileceğini bularak Nobel Tıp Ödülü’nü almıştır. Mik­roplar gibi, kanser hücreleri de gelişmek için, içinde ferman­tasyon bakterileri kadar hızlı üreyebildikleri asidik ve oksijen­siz ortamlara ihtiyaç duymaktadırlar. Bu buluşun da gösterdi­ği gibi, kanseri tedavi etmenin ve önlemenin en iyi yolu kanı ve dokuları alkalik yaparak ve oksijenle besleyerek kanser hücrelerinin gelişebileceği şartları yok etmektir. Ancak modern tıp, Dr. Warburg’un çalışmalarını tamamen göz ardı etmiş ve kanserle mikroplarla savaştığı şekilde mücadele etmeyi tercih etmiştir: onu toksik kimyasal ilaçlarla zehirleyerek, radyasyon terapisi ile yakarak ve radikal ameliyatlarla kesip alarak. Bu geleneksel kanser tedavilerinin hiçbiri kanseri oluşturan sebeplere karşı gerçek bir tedavi sağlayamaz; hatta doku kirli­liğini ciddi biçimde artırarak, vücudun kendi doğal temizlen­me ve iyileşme tepkilerini dizginleyerek, hastalığın gerçek sebeplerini ağırlaştırırlar.

Bundan yüz sene önce, Ankara masaj salonları ölüm oranı binde birin altındaydı. Bugün İngiltere’de her üç kişiden birine, yaşamla­rının bir evresinde kanser teşhisi konmakta ve her dört kişiden biri bu sebepten ölmektedir. Modern tıp “kanserle savaşı” kay­bedeli çok oldu, ama hâlâ inatla gerçek sebebini göz ardı edi­yor ve kanser çiller veya mavi göz gibi kalıtımsal olabilirmiş gibi “kalıtımsal yatkınlıktan” bahsediyor. Bu saçmalıktır. Kan­ser vakalarının yüzde 5 ila 10’u hatalı genlerden kaynaklan­maktadır ve eğer bazı doktorların iddia ettiği gibi kanser çoğunlukla kalıtımsal olsaydı, yüz sene önceki vaka sayısı bugünkünden 250 kat daha az olmaz, bugünkü ile aynı olur­du. Genel tıbbi görüş kanser tedavisi ile ilgili olarak hatalı bir yol izledi, fakat bugün modern tıp endüstrisinin en kârlı dalla­rından biri haline geldiği için kimse bunu itiraf etmiyor. Bu sırada, geleneksel tedaviler kanserin kökenini oluşturan kan kirliliğini artırarak hastalar için durumu daha da zorlaştırma­ya devam ediyor.

Gerçek şu ki, Ankara masöz vakalarının yüzde 80 – 90’ınm temel çevresel faktörlerle ilgisinin izi sürülebilir ve beslenme alışkan­lıkları bunun önemli bir bölümünü oluşturur. Dış kaynaklardan alman toksinler vücutta birikir ve iltihaplanır; bu da, doku ve kan kirliliği yoluyla kanserin var olmak için ihtiyaç duyduğu asidoz ve hipoksi ortamını yaratır. Kanserin çözümü, kanserin ilk başta oluşumuna izin veren, birikerek artan doku kirliliğini temizlemek ve sisteme yiyecek, su, hava, duman, ilaçlar ve diğer dış kaynaklar ile girerek insan vücudunu çöplük haline getiren toksik atıkları engellemektir. Kirlenmeyi tamamen engelleme­nin günümüzde hiçbir yolu yoktur, ancak bazı basit koruyucu önlemler alarak ve beslenme alışkanlıklarınız ile hayat tarzınız­da birtakım temel değişiklikler yaparak riski azaltabilirsiniz; hastalıklara sebep olan zehirlerin vücudunuzda kritik düzey­lere ulaşmasını önleyerek, bu zehirleri düzenli olarak temizleye­rek, kanser, kalp hastalıkları ve diğer ölümcül hastalıkları engel­leyebilirsiniz.

Kanser, hayati organlara geri döndürülemez zararlar verme­den önce fark edilirse, genelde kemoterapi, radyasyon veya radikal ameliyatlar gibi yıpratıcı müdahalelere gerek kalmadan, oruç tutma, kolon yıkama, çiğ sebze meyve suyu, detoks beslen­me terapisi, bitkisel ve besleyici destekleyiciler, kanı ve dokuları alkalik yapma ve oksijenle besleme ve diğer bütünsel detoks metotları ile tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir. Ancak bir doktor hastasına kanserin kan ve doku detoksu yardımıyla tedavi edi­lebileceğini söylerse ve o yönde bir tedavi önerirse, büyük ihti­malle aleyhinde dava açılır. Günümüzde, kanserin gerçek sebeplerini tartışmak da, işe yarar tedaviler sağlamak da dok­torlar için politik olarak doğru” değildir, çünkü güçlü eczacılık kartellerinin kârları ve modern tıp endüstrisinin diğer dallarının varlığı, kanserin gerçek sebepleri ve tedavi yöntemleri tarafın­dan tehdit edilmektedir. Bu yüzden, gittikçe kirlenen ve yaşa­ması zorlaşan bir dünyada sağlığımızı korumak, yaşamımızı uzatmak için etkili koruyucu önlemler almak ve doğruları bul­mak her birimize düşmektedir.

Spor Masözü

Spor Masözü ve Spor Masörü
Spor alanında çalışan masörler çalıştıkları spor dallarının özelliklerini iyi bilmelidir. Hatta geçmişte aynı branşta aktif sporcu olmaları avantajlıdır. Ankara masaj masöz sporcunun karşılaşma öncesinde neler hissettiğini anlayabilmeli ve masajın olumlu etkisini ön plana çıka- rabilmelidir.

Şekil 12-6. Aktivite sonrası toparlanmada masaj yararlıdır.

Sporcu masör iletişiminin nitelikli olması Ankara masaj ‘ın psiko- somatik etkisini artırır.
Takım masörlüğünde, masörün kişilik özelliklerinin mesleki özelliklerinden daha ön planda olduğu bir gerçektir.
Sağlık bilgisi
Masörler spor alanlarında karşılaşılabilecek sağlık sorunları hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu hem kendilerini hem sporcuları olası risklerden korumada tek yoldur.
Spor karakteri gereği derin solumanın, öksürme, tükürme gibi zorlu solunum davranışlarının sergilendiği bir alandır.
Bulaşıcı hastalıkların sporcular arasında yaygınlaşması bu nedenle daha kolaydır. Enfeksiyonların yayılmasında ortak kullanı¬lan su kapları ve spor giysileri etken olabilir.104
Deplasman yolculuklarında enfeksiyon riski biraz daha artar.
Güreş, judo gibi rakiple sıkı temasın olduğu sporlarda uçuk (herpes simpleks) mikrobu en sık yayılımı olan mikroorganizma-
1991 olimpiyatlarında bağışıklığı olmayan yetişkin sporcu¬larda görülen kızamık hastalığı salgını dikkat çekmiştir.
Diğer taraftan grip, sarılık, tetanoz ve AIDS virüsü sporcuları tehdit etmektedir.

Şekil 12-7. Masör kendi sağlığını da korumalıdır.

ABD’de de bazı eyaletler AIDS riskine karşı spor sırasında kanla kirlenmiş giysilerin mutlaka değiştirilmesini kurala bağlamış¬lardır. Güreş çok sıkı temasın olduğu ve karşılaşmaların 1/4’ünde kanamaların olabildiği sporlarda HIV bulaşma riski yüksektir. Kanlı giysilerin kan ve vücut sıvılarıyla kirlenen minderin HlV’ın yanı sıra hepatit B gibi enfeksiyonlara yol açabileceği göz önünde tutulmalı¬dır.103 Sarılık hastalığının (hepatit) terle bulaşabildiği de anımsan¬malıdır.
Artık kurallar gereği spor sahalarındaki kanamalar kapatıl¬madan oyuncunun sahada bulunmasına izin verilmemektedir. Sa¬hada ilkyardım yapan kişi müdahale sırasında mutlaka tıbbi eldiven kullanılmalı ve koruyucu ilkelere uymalıdır.

Masör kimliği

Ülkemizde kulüplerin kurumlaşma yetersizlikleri ve ekonomik nedenler masörleri kendi meslekleri dışındaki işleri yapmaya zor-lamaktadır. Masörler sağlık elemanlığından malzemeciliğe kadar birçok alanda hizmet vermeyle yüz yüzedir.
Hekim, fizyoterapist, eczacı, diyetisyen, psikolog ve hemşire olması beklenen masörün işi zordur.
Bazı tıp kökenli yazarlar bile “spor masajının ve spor masö¬rünün tanımlanması, bugünkü koşullar içinde görev sınırlarının çizilmesi zordur”32 gibi talihsiz değerlendirmeler yapabilmektedir.
Spor masajıyla ilgili bir kitabın arka kapağındaki sunum ya¬zısı ise akıllara durgunluk verecek niteliktedir: “… bundan başka masaj trafik ve spor kazalarında sakatlanmalarda felç duru¬mundaki kişileri ayağa kaldırıp yeniden hayata ve spor yaşamı¬na kazandırmakta elzemdirJ’ denmektedir.
Bir güreş yöneticisi olan ve gazetecilik de yapan Ali Gümüş ise masaj ve masör hakkında şu fikirleri öne sürmektedir: “…Spor masajı kısa, hasta masajı uzun süreli ve birbirine tamamen terstir. Biri yukardan aşağı, diğeri ise aşağıdan yukarı yapılır. Hasta ma¬sajı 45 dakikadan az, sporcu masajı ise 15 dakikadan az olmaz… Sporcuların mayolarına koydukları mendillere masörler sahip çıkmalıdır. Bu görev masöre aittir…”78
Bütün bunlar, masaj ve masörlükle ilgili olarak bir dezen- formasyonun olduğunu göstermektedir. Ülkemizde masör kimli¬ğinin açıkça tanımlanmasına ihtiyaç vardır.
Bu anlamda yapılan çalışmaların en kayda değeri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) tarafından hazırlanmıştır.
GSGM Spor masörlüğü eğitim yönetmeliği 26 Temmuz 1996 tarih 23767 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Buna göre (Madde 4) Spor masörü spor masajı konusunda tıbbi ve genel bilgilere sahip olan, spor masajını belirli esaslara göre bir doktor veya fizyoterapistin denetimi altında uygulayan kişidir.
Spor masörünün görev alanlarını düzenleyen 15. maddeye göre; “masör, spor masajı dışında fizik tedavi ajanlarını kullana¬maz, tedavi edici egzersiz programları belirleyemez ve uygulaya¬maz, manipulasyon yöntemlerini kullanamaz, reçete yazamaz, enjeksiyon yapamaz, sütür ve agraf koyamaz.”
Bu yönetmeliğinde belirlediği gibi masör, masaj yapan ki¬şidir ve bu kimliğine sahip çıkmalıdır.
Sporcu sağlığı bir ekip işidir.
Hekim, fizyoterapist, psikolog, diyetisyen vb. sağlık personeli bu ekibin doğal üyeleridir.
Masörü bu ekibe benzetmeye çalışarak bir “karikatür” oluş¬turmak yanlıştır.
Her meslek gibi Masaj Ankara ‘da kendi alanındaki saygınlığını ko¬ruma hakkına sahiptir.
Bunu kendi alanında ustalaşarak sağlayabilir. Masörü lisans¬lı olmadığı sağlık alanında çalışmaya zorlamak insafla bağdaşmaz.
Masör, sporcuların ısınma ve dinlendirme masajlarını uygu-lamakla görevlidir. Sağlık sorunlarıyla uğraşmak ise sağlık eleman¬larının işidir.
Şekil 12-8. Spor fizyoterapisti geçirilmiş sakatlığı olan sporculara ısınma devresinde destek olur.
UEFA kriterleri (2005) olarak bilinen ve futbol kulüplerinin yapılanmasını standardize eden zorunluluklar içinde sağlık ekip¬lerinin oluşturulması da yer almaktadır.
Buna göre “kulüplerin bünyesinde en az bir hekim, bir fizyoterapist ve bir masör bulundurması zorunludur”.
SPOR MASAJI 337
X. 3. SPOR MASAJININ ENDİKASYONLARI
• Sporcuya pasif ısınma sağlamak,
• Sporcunun ruhsal gerginliklerini gidermek,
• Kasları uyararak sportif aktivite için hazırlamak,
• Sportif motivasyona katkı yapmak,
• Geçirilmiş sakatlıklar sonucu sporcuda gelişen fiziksel gü-vensizliği gidermek,
• Aktivite sırasında oluşabilecek kas gerginliği ve krampları gidermek,
• Aktivite sonrasında sporcunun iyi dinlenmesini sağlayarak bir sonraki çalışmanın verimini artırmak,
• Hareket sisteminin çeşitli sakatlıklarında tedavi amacıyla fizyoterapi programları içinde Ankara masöz uygulanabilir.
X. 4. SPOR MASAJININ KONTRA ENDİKASY ONLARI
• Akut spor sakatlıklarında masaj yapılmaz. Masaj bu du¬rumda kanamayı artırır. Künt travmalar ve düşmelerle oluşan yara¬lanmalarda gereğinden önce masaj ve sıcak ajan kullanılması risk¬lidir. Kas yaralanmalarında erken masaj yapılması özellikle uylu¬ğun ön ve arka grup kaslarında myositis ossifikans oluşmasına yol açabilir. Kaslar içinde ağrılı büyük nedbe dokuları ortaya çıkar.
Ancak şişlik, kızarıklık hassasiyet yoksa 48-72 saat sonra masaj yapılabilir. En doğrusu aktif ve pasif hareketlerin ağrısız olduğu dönemde masaj yapılmasıdır (Witt; Mittelmeir).
• Isınma devresinde genel vücut masajı yapılmaz,
• Abseler, kıl kökü iltihapları ve diğer deri hastalıklarında masaj uygulanmaz,
• Çeşitli damar hastalıkları, enfeksiyonlar gibi daha önce de klasik masajın yapılamayacağı durumlar içinde sayılan hastalık hallerinde masaj yapılmaz.

Ankara çankaya kızılay semtinde masaj hizmeti sunan özel masaj salonları yer almaktadır

Ankara masaj salonlari | Ankara Masaj | Masaj Ankara | Ankara Masaj Salonu | Ankara Masaj Ilanlari | Ankara Masaj Tavsiye | Ankara Masz | Masaj Salonlari Ankara | Masaj | Masaj Salonu